– ERGÜN BİLGİ
*
güneş çoktan söndü, bırak yanmasın ışıklar
gözlerini getir bana
takın gülüşünü de salınan endamına
yağsın yağmurlar
sonra sıcak bir lodos essin dünyama
erisin köşe bucak tüm karanlıklar
hani bazen ormanların sırtını basar da kar
ezilirgıcımgıcım dal budak, yemyeşil saçaklar
gözlerini getir bana
kim bilir, belki güneş açar
düşer tohum toprağa
sonra yarılır gök, mavi bir yağmur başlar
bir peygamber doğar bakire bir kadından
kutsal nefesiyle dirilir tüm körkütük aşklar
ellerini ver bana
güller açacak ateşten parmak uçlarımda
belki bir ses yağacak kül kül ipek avuçlarına
şadan bir bülbül hıçkıracak sırmalı mektubunda
bilmiyorum, ne bir ismin var ne de bir resmin
aşk, ekmek, su gibi kutsal, ölüm kadar gerçeksin
gebeyken henüz uykularım çiçeklenen rüyalarıma
gülümserdin geçerken boncuk mavi penceremden
zambak kokulu akşamlar dökülürdü ak ellerinden
sonra değerken ıslanırdı berrak bir ay göz aklarına
en içten bestelerle yıldızlar dizilirdi yanıbaşıma
çekerdim gece rengi saçlarını uykularıma
nefesinde ısınır, elalarında asılırdım yaşama
kaç dünya var, kaç alem, kaç melek bilmem
dünya içinde dünya var, alem içinde alem
ver ellerini
ah şimdi
tutsam ellerinden ve kaçırsam seni içimden
görsem seni dünya gözüyle, ah bir görsem
bilmiyorum, ne bir ismin var ne de bir cismin
aşk, ekmek, su gibi kutsal, ölüm kadar gerçeksin
hani bir bahar karşılaştık senle
vurulduk göz göze asude bir rüzgar busesinde
hazirandı, yürüdük el ele derin ve turuncu göklerde
neden vurgunum bu kadar sana
ne olur, nefesini ver bana
yağsın yağmurlar
sorma
neden seviyorum karı, kışı, yağmuru bu kadar
oysa üşüyorum, titriyor ellerim
bilmiyorsun
cehennemden geliyorum
ve hala ateş saçıyor eteklerim
evet
bir yanım yangın, bir yanım kar kıyamet
ey yüreğimden ruhuma su taşıyan emanet
gözlerini getir bana
gözlerin, ölürken ruhuma asacağım en büyük ziynet