HAYATI GÜZEL KILAN

 – HASAN SONGÜR

*

Bize bizi ağlatacak kadar güzel şeyleri söyleyenleri, yapanları özlüyor insan bazen. O düşüncenin, o duygunun emeğini… Çok çok özlüyor.

Beş altı yaşında ya var ya yoktum. Dedem; bir yaz sıcağında balyozunu, çekicini, kocaman demir çivilerini katırına sarmıştı. Beni de kucağına almış, katıra binip Gavur Dağları’nın zirvesine tırmanmıştı. Orda bir taşa biçim vermişti. Tak tak seslerini, elinin yüzünün taşlardan kopan tozlara bulandığını, alnından akan terlerlerle o tozun toprağın birbirine karıştığını hatırlıyorum.

Birkaç günlük çalışma sonunda hiçbir insanoğlunun işinin olmadığı bu yerde, bir dibek meydana getirmişti.

Onlarca yıl geçti aradan.

Dedem ne yapmıştı oraya?

Onca alınteri nedendi?

Kırk yıl sonra…

Üşenmedim çıktım o dağın doruğuna. Dedemin yaptığı dibeğin içi yağmur sularıyla doluydu. Ve ağustos sıcağındaydım. Topal bir kuş sekerek dibeğe yaklaştı ve su içti.

Modern kafam, ancak bu manzarayı gördükten sonra dedemin alın terini anlayabildi: Kurdun kuşun yaşama hakkını düşünmek… Bu düşünceyi eyleme dönüştürmek… İnsanların canına okumaktan bunları düşünmeye bile zaman bulamayan insanların çağında yaşayan için ne büyük bir nimet, böyle bir düşünceyi okumak… Ne büyük bir bahtiyarlık bu düşüncenin manzarasını seyretmek.

Bize bizi ağlatacak kadar güzel şeyler söyleyenler ve yapanlar… Onları tanımak, onlardan olma çabası… Daha da güzelleştirecektir hayatımızı.

**

YAZARLIK VE YAYINEVLERİ

Sayfama sürekli yayınevlerinin ilanları düşüyor. Bu yayınevleri, yazar ve yazar adaylarına hitap ediyor: Eserlerinizi gönderin, basalım diyorlar. Cazip fiyatlar öneriyorlar. Bin liraya kitabımızı basacaklarını söylüyorlar.

Hayale kapılmak çok kolay. Bin liraya yazar olacağız yani. Kitapçı raflarında kitaplarımız olacak. Yazarım ben diye havamızı basacağız. Ama bu sadece hayal. Olacak olan şudur: Yayınevi paramızı alıp bastırdığı kitapları önümüze yığacak. Alın götürün,  diyecektir. Belki üç beş tane parayla satabileceğimiz hatır dostumuz olacaktır. Kitapçılar parasız alıp raflarına bile koymayacaklar. Okusunlar diye bedava verdiğimiz insanların, kitabın kapağını kaldırmadıklarını gördükçe büyük hayal kırıklıklarına uğrayacağız. Kitap dolu kolileri gördükçe iyice canımız sıkılacak. Eğer bir sobamız varsa bir gün gelecek onları yakacağız. Yakası açılmadık küfürler ede ede hem de.

İşin bir başka cephesi… O kitabın, yani hiç kimsenin hiç bir işine yaramadığını gördüğümüz kitabın ortaya çıkması için kaç ağaç katledilmiştir.

Bütün bunlar; yayınevlerinin, herkesin içinde bir yazar olma isteği olduğunu görüp kolay para kazanma kapısı bulmalarından dolayı yaşanmaktadır. Okuyucusu olmayan kitap çöpe gitmekten başka ne işe yarar ki! Oysa yayınevlerinin yapmaları gereken doğru iş, iyi okurlar yetiştirmektir. İyi okuru iyi yazarlar yetiştirir. Kapris yapmasalar, megaloman davranışlar göstermeden iyi yazarlara sahip çıksalar, bu kadar emek, bu kadar para zayi anadolu yakası escort olmayacak. Okurun çok olduğu yerde kötü yazılmış kitaplara da ihtiyaç vardır. Okur yok ki, sen ne diye insanların kitap diye paralarına göz dikiyorsun. Okurun olmadığı yerde kitabın da yazarın da iyisi heba olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram