ÜCRA FERYAT

“Ağabeyim Mükremin Küsmüş  Anısına”

–

zemheri gölgesinde filizlenen bir ateş

aralık defterinin zehir zemberek kaydı

içine dönük ırmak neyi nasıl yaşarsa

acıyı yutkunmak da keşke öyle olaydı

–

aniden sarılır ya dönüp yalnızlığına

geceden çekilen ay iz bırakır usulca

içimizde burkulur donup kalan bakışlar

sessizce, nefessizce elimizden kayınca

–

ak düşen saçlarında yorgunluğu bir ömrün

ve ücra feryadının akisleri duvarda

müzmin ayrılıkların can yakan ıssızlığı

ince ince d/okunur simsiyah yağan karda

–

dalıp da uzaklara yumulmaya meyilli

asude bir huzura müptelaydı gözlerin

kalbin ki dört bir yanı sancılarla çevrili

kimse bilmezdi yaran nerde, ne kadar derin

–

vaktin elem çanları çınlatıyor boşluğu

gözler ki ıstırabın kan kırmızı şâhidi

kaygılı hülyalarda sekerat sarhoşluğu

tutmazsa elimizden sonsuzluğun sahibi

–

sabrın serinliğine sığınıyor gövdemiz

ve dağlar sırtımızdan iniyor acıtarak

dua limanlarında sükun buluyor deniz

ölgün, serin suları kalbimizi yırtarak

–

nokta nokta silinip kayboluyor ufukta

mevsimin rıhtımından demir almış bir gemi

ilikleri kavuran kar yangını soğukta

servilikte bırakıp gidiyorum gölgemi

*

MEHMET OSMANOĞLU

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir