– Koca koca adamlar temel için geldiler, Bacalar diktiler ki iki minare boyu. Sarı sarı coniler kasılarak güldüler. Kimseler bilmiyordu, alkışlıyordu neyi? – Ceyhan’ı
Yazar
DÜNYANIN SON AHALİSİ
– kuşluk vakitlerinin içime serdiği o derin boşluk zamansız vedaların toprakta biriken tortusu kederli ve şaşkın bir uykunun kollarından dökülüp savrulunca birden narçiçeklerinin baygın
İTİRAZ EDEN HAFIZAYA BİR DERKENAR
bu sinsi ateşi ben bırakmadım sizin kadim harmanınıza güneşi yüzünüzden silen o sözü de söylemedim geceyi çözüp halkasından sisli tepeye yükseklik belleten kimdi belleğinize
BİR BAHAR MUSİKİSİ
Rüzgârın kanadında sendelenir ağaçlar narin bir yaprak gibi ırgalanır ömrümüz güneşin kıyısında gölgelenir yamaçlar hayal ufkunda duran hislerimiz ölümsüz bin sevinçle doğarken şevkle uzayan
İLKBAHARIN İLK İZLENİMLERİ
İlkbahar kendini göstermeye başladı mı kışın iliklere kadar işleyen soğuğun ardından yavaş yavaş ısınır bedenler. Her mevsimin kendine has güzelliği olur. Kış uyuşukluğunun ardından
Uzak Liman Yalnızlığı
gecenin kıyısındasın ve tekinsiz saatler içimde yokluğun kanayan kör bir kıymık ucu dağılır namlu gölgesine çarpan derin sessizlik güz kokuları sürülmüş bir şafakla uzak
ARZUHAL
* Karanlık şafaklarda gün doğacak, beklerim. Had bilmezler Kuran’ı yakıyorlar Efendim! Ümmet can çekişiyor, uğrunda emeklerim. Münafıklar her yerden çıkıyorlar Efendim! * Seni anarken
Kalabalık Kataloğu
I aşk kelimelerini yıkayıp astım yalnızlık balkonlarına – kanım kurusun böyle yapmazsam – II susuz bir çeşme hıçkırığı dudağımdaki şu damla damla acı –
DOĞUMUNUN 122., VEFÂTININ 43. YILINDA 20. ASRIN “ÇİLE” HARMANI.
(Doğumu: 26 Mayıs 1904 – Ölümü: 25 Mayıs 1983 O, Türkçe’yi emsâlsiz bir mahâretle kullanan, kelimeleri bir kuyumcu titizliliğiyle işleyip taçlandıran, infilâk hâlindeki yanardağlar
AFŞİN ÇARŞISINDA ADIMLAMAK!
YAKIN GÖRÜŞ – 1 (AFŞİN ÇARŞISINDA ADIMLAMAK) Afşin çarşısında adımlamak, gökyüzünü kapatmayan alçak binaların altından süzülmek demek. İki büyük caddenin rehberliğinde kadim bir hikâyeye










