Sormayın beni bana, araftayım arafta. Üşümek nerededir, yanmak hangi tarafta? Ne bir zemheriyim ben ne bahar baştan başa. Ocak üvey evlattır benim yanımda kışa.
ŞİİR
BİR SOLUK KAN KRİSTALİ
bir kuş sökünü göğümde düşüyor toprağın, suyun damarlarına kızıl ve kara, ışıl ışıl renklerin sorgusuzluğunda firari düşlerden geriye kalan kubbelensin bu kentin üzerine o
Gölge Sızıntısı
1. Ruhunda aralanan pencere İçeride Afrikalı bir çocuk Bir sokak lambası gölgesine Bütün hayalleri sığmış. 2. Silahlı besmelelere dönüşmüş Gölgeleri bir düşün Üflenir
YAZ BANA
* Gezdiğin dağların çiçeklerinden Tespih niyetine, dizip de gönder. Su içtiğin olukların birinden, Yazmandan bir yudum, süzüp de gönder. * Coğrafya ayırsın yollarımızı, Tarihe
DOSTLUK HIRKASI
Recep Kocalar dosta ithafen * “Dostluk hırkasını yamar giyerim.” Muhabbet tavında, pişerim dostla. Yolu yakın eder, hedefi beri; Nice engelleri aşarım dostla. *
YÖNLER VE SAATLER
kaynağını, kendine giden yolu, bir sır gibi saklayan yönler günleri çantasına doldurup sahibine sahte tapular sunmakta. içimde eriyip kaybolan mutluluk yaşanmamış çağlar kadar
TEZAT
güldürme beni sancısına yandığım mutluluk ağarttın tüm günleri kömür gecesi saçlarımda bana mı benzettin güzellikleri hatalı yüzlerde yanlış yok bu surette yalnızlık gizli
SEN GİDİNCE
sen gidince yıldızlar ağladı bir meczup son umut kırıntılarını topladı hayatın güvelenmiş yer sofrasından ışığı söndü gözbebeklerimin basmadan farkı kalmadı has ipeklerimin sen
ESKİ ADAMLAR
Burcu’ya Babaların da yorulduğu gün gelir, Gece yarısı hastanelere bir deli sürgün gelir. Sanılır ki şehir kalabalıklarından yakılır. Caddelere sis, yarım kalmış
VAR MIDIR?
* Küle dönmüş bir petekte Kovan kovan bal var mıdır? Su cılızsa dar yatakta Yürüyecek hal var mıdır? * Açan güller solar güzün, Ağlar










