YANKISIZ MENZİL

yükseklerin yankısız kuytusu yurdum,

taşın soğuk yüzüne gömüldü hevesim.

kendi ışığına geç kalan ilkbahar,

sonsuz sandığım o derin uğultu sustu;

göğüme gül kokulu bir karanlık çöküyor.

–

zihnimde ağır ağır dökülüyor duvarlar,

şakaklarımda sıcak bir yas sızlıyor.

yatağından taşan suların tortulu hüznüyle,

bataklığa çekiliyor ağır kalbim.

–

ayak sesini yutan yollar boyunca,

bir kapı çarpıyor yorgun menteşesiyle,

babamın sustuğu odalar gibi kış,

düğüm düğüm çözülüyor o aşina nefes.

–

yeryüzünden arta kalan soluk bir buğu,

rüzgârın görünmez şefkatine emanetim.

kırgın değilim içimdeki bu sağır kışa,

uzak ayazına adanmış olsa da alnım,

hâlâ içimde büyüyen o kuyuya vurgunum.

–

en görkemli vedalar bile küçücük kalır;

evin en karanlık odasında

hâlâ babamın sustuğu kış oturuyor.

*

İBRAHİM ÜNLÜ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir