
sustukça büyüyen bir nehir var içimde
taşırmadan aktığım her yerde izlerin
sesinde kahverengi buğdaylar
bir yetimin sığınağı
döner çağırır aç kuşları
gece senin gelinin
ellerim
yarım kalmış duaların izini sürer
sen bakınca
şehirler göçer içimden
sokak lambaları eğilir adın geçince
bir çocuğun unutulmuş oyuncağı gibi
tozlu raflarda ağlar kalbim
ve ben
sana benzeyen her şeyi
eksik sanırım
bir ekmeğin buğusu
bir kapının aralığı
bir sabahın uyanışı
gece hâlâ senin gelinin
ben hâlâ o düğünde
adı çağrılmayan bir misafir.
*
MERYEM YARDIMCI KÜÇÜK
