Anahtarsız bir kapının önündeyim. Arkasına geçemiyor, önünden ise ayrılamıyorum. Erken kalkan bir geminin limanında anlamsızca beklerken bedenimin her noktasına batan beton çiviler, sinsice kanatmaya
DENEME
OYUNLAR BİZE YASAK
Öğretmenlerimize kalsa biz öğrenci milleti her şeyden şikâyetçiyizdir. Yaz gelir yazdan, kış gelir kıştan şikâyet ederiz. Bir dokun bin ah işit. O kadar yani.
SONBAHAR
Sonbahardı mevsim. Akşam çöküyordu. Dilimlenmiş kara bulutlar yağmurun habercisiydi. Hafif sisli hava, tabiatı görünmez kılıyordu. Sıra sıra dizilmiş çam ağaçları, irili ufaklı yola eşlik
ZAMAN, YAŞAM VE İNSANIN HAKİKATİ ÜZERİNE
Yaşamak veya yaşamda kalmak: Biri ötekinin yerine kullanılabilir mi, söz gelimi bugün aramızda yaşayan herkes yaşamda mıdır, yaşamak için bir suret şart mıdır? Her
NASIRLI ELLERİN TUTTUĞU YALNIZLIK
Unutulmuş bir bayırda yetişen beyaz yapraklı papatya senin için seviyor-sevmiyor falı, benim için masumiyet nişanı. Onu gölgesi içine alan dere kenarındaki uzun kavak benim
SİLGİ
Elimde devasa boyutta bir silgi. Bir bir silmeye başladım evvelimi. Sildim ki evvelimin bir benzeri olmasın ahirim. Bir başka dünyaya açacağım yarın sabah gözlerimi.
İÇİMİZDEKİ SESSİZLİK
Günler birbirine karışıyor, saatler telaşla akıp giderken biz farkında olmadan yalnızlaşıyoruz. Kalabalıklar içinde yalnız kalmak, sessizliğe teslim olmak… İnsan, kendisiyle yüzleşmeye ne kadar cesaret
ZAMANIN ÇİZDİĞİ YOL
Şimdi sen gidiyorsun, boş bırakıyorsun üzerini karaladığın sırayı. Son zil de çaldı ve geride kaldı bütün bir yaşanmışlıklar. İlk telaşın, belki senin gibi gitmekte
MOR ŞEMSİYELİ ÇİÇEKLER
Kaçıyorum çocukluğumdan. Bilmem kaçıncı kaçışım bu. Evvela öldürmek gerek hevesimi. Yüzyıllarca bağladığım atlarım kayboldu. Yoksunuz. Mor şemsiyeli çiçekler ruhuma doluyor. Bense ruhumun kokusunu duyamıyorum.
YAŞASAK DA YAŞLANSAK
“Geldi geçti ömrüm benim Şol yel esip geçmiş gibi Hele bana şöyle gelir Şol göz yumup geçmiş gibi” Yunus Emre, hepimizin bildiği, bilmekten korktuğu,










