kuzguni bir akşamüstü dönencenin çarkında kaybolmuş kümelenmiş sığınaklar ararım kamburu sırtımda hayali karabatak silinmiş bir kartvizitte düşler mercek altı ovuşturduğum gözlerim kanar yıpranan
MANŞET
ÜÇ ŞİİR
Başlangıç izolasyonda ve geceleri ve acılık ve yaralar gözlerin beni hayata çağırıyor sesinin yankısı hafızamda akıyor senin yokluğunda sokaklar benimle yabancı ve yıldızlar parlaklığını
DUVAR
Ne hayalperestim ne de şizofreni. İnsanların sustuğu yerde başladım konuşmaya duvarlarla. Uzun kalacak kadar komşuyuz seninle. Senin payına taş beton varlığını sürdürmek, benimkine ise
SEN HEP ON BEŞ YAŞINDASIN
Şehadetinin yedinci yılında Eren Bülbül’e rahmetle. * Gençleşirsin, yaşlanmazsın. Sen hep on beş yaşındasın! Hep baharsın, kışlanmazsın. Sen hep on beş yaşındasın! *
BÜYÜK PENCERE
Halil Öğretmen yolunun üstünde zaman zaman uğradığı kahvehade bir çay içip kalkacaktı. Garson demli çayını koyup uzaklaşırken yan masada kulağına çalanlar dikkatini çekti. İlgiler
S/AT BENİ
yeşermez bu kabuk, patlamaz bu göz, geçse de üstünden iki bahar yaz. çiçek de meyve de tohum da tutmaz; mangalına kömür diye at beni,
EL
ellerin ellerime el yazamadı kalem diyemedi dil eridi mum tükendi kandil önce ateş sonra kor şimdi kül hoşça kal ve beni affet yapabilirsen yangın
ZOR
Göçmen kuşlar tersine göçer mi? Zor! Irmaklar tersine akar mı? Zor! Güneş olmadan tohumun patlaması ve çimlenmesi mümkün mü? Zor! Bir cümlenin hangi ögesi
SİYAH BEYAZ VE GRİ
– şimdi veda etmenin vakti geldi sanırım, hanginizi üzdüysem ondan özür dilerim. çayda çıra oynayan çocuklara emanet, akşam vakti hüznüyle yazılmış şiirlerim. – beni
AHRA AH!
yarım kalmış duâ’nın bir tugan’ın hakas’ın tuva’nın altaylar’ın o münbit doğa’nın resmidir, resmidir ötüken’inyesi’nin. âdem’in, nuh’un; kutlu yâfes hikayesinin. naxşa’sı yarım kalmış uygur’un, soylu










