– YAREN KAYIP * başa çıkamıyorum rabb’im bağışla derdim damlayan musluklardan fazlası ayaklarımda taş kesikleri ölümü hatırlatırsın amenna biriken kiralar da cabası uyanmanın katma’dığı
MANŞET
MUTLULUĞA ÇAĞRI
– HIZIR İRFAN ÖNDER * bakışınla anlam kazanır hayat uçup gitmesin an’ın güzelliği hiçbir şeyi yarına erteleme uzak diyarlara yönelmelisin artık her uyandığında gülümsemelisin
HEYULA
– MEHMET ŞİRİN AYDEMİR * evrildi evren göz yağmurlarına yakalandık güz yağmurlarından kaçarken şimdi alev alev içimizin ormanları elinden bir ağulu çıbanın tersine mi
PAPATYA MEVSİMİ
– GÜLÇİN YAĞMUR AKBULUT * Muayenehanenin kapısındayız … Sıramızın gelmesine sekiz on dakika var. Birazdan seslenecek hemşire: Rıfat Nisyan… Bir çırpıda toparlanıp odaya gireceğiz.
GECE, İHTİYAR SAAT
– MUSTAFA IŞIK * yâdına ağlar gecenin hesabı yok gözümdeufuklar sır sen gidince ölüme ve aşka ebkemdir dilim bundan gözü yaşlıyım türkülere kalbimde kıymeti
DOĞU’YU GÜZELLEŞTİREN KADIN
– VEDAT YARIŞAN * ben doğulu kadınım devirdiğim onca yıldan sıyrılarak yaşıyorum derdine ağlamadığım kul yoktur kuldan çıkmışları her defasında ellerimle yıkadım ben doğulu
ÇİÇEK YAZGISI
– MUHAMMED KORKMAZ * lâle toprağının çarmıhına ters asılmış bir esintidir cilo dağlarından savrulur göbeğinden gözyaşları bir peygamberin karanlık yazgısına anemon damar damar koklanır
FLANÖR
– MEHMET MORTAŞ * Yürüdüm, yürüdüm; sevimsiz bir boşluk peyda oldu içimde. Tarif edemediğim; anlatmak istediklerine anlam veremediğim, huysuz, başıboş, anlamsız boşluk. Kentin sosyolojik
SANDIN
– MEHMET MUHLİS ŞEPİK * Kurudu dallarım gençlik çağımda, Çiğ düşen gönlümü sen kış mı sandın? Gonca güller açmaz oldu bağımda, Gözde ah-u zarı, sen
GÖNÜL KÖPRÜSÜ
– FURKAN EREN * “Gönül ne kahve ister ne kahvehane “Gönül sohbet ister, kahve bahane”. “Hasbihal” ve “yarenlik”, neredeyse unutulmaya yüz tutmuş sözcükler… Bunlar gitti, yerine “söyleşi” falan geldi.










