– SERDAR YILDIRIM * mevsimler de yitirdi rengini yağmurun faydası yok şimdi hâla toprağa inanıyor kurumuş otlar balıklar da göçtü sularla yıkılmış bir şehir
MANŞET
REHİN SEVİNÇLER
– HASAN PARLAK * hüznü doyurulmamış bir sonsuzluk sofrasıdır zaman küstürülmüş pınarımdan o son susuzluğuma sunulan billur kadehler ve yıldız düşlerimizle gecenin ince sızısına
HASRETİM OLMAKTAN ÇIKTIN ŞİMDİ
– OYHAN HASAN BILDIRKİ * bu tarafta güneş ötede sen bakalım hanginiz aydınlatacak beni nazlım mı nazlananım mı yerinde duramıyor yüreğim mutluluktan ölüyorum bir
MAHALLİ SANATÇILAR
– MURAT KAPKINER * Sorun galiba şu: Mahalli sanatçının yapıtını evrensel kılabilmesi. Merhum Neşet Ertaş gibi. Ankara radyosunda ilk yayınlandığı zamanlar mahalli sanatçı diye
OLUR
– YUSUF DOĞDU * Bahar ayında nevruzda, Bir şenlik başlar oğuzda, Türklük dillenir kopuzda, Altayların yeli olur. * Ta Ergenekon’dan beri, Türk’tür tanrının askeri,
SELALAR ÇIRPINIRKEN
– FİLİZ KALKIŞIM ÇOLAK * beni terk edip gittiğin o gün kalbim tek ayak ustura sırtlarında haykırdı ardından gitme terk etme solgun mavilere
SONRASI SENSİZLİK BU SUSKUNLUĞUN
– ERCAN SAĞLAM * bir de eriyip bir yazdan dökülüyor usulca acısı gözlerimizde kalmış eylül sarhoşluğu yutkunur gibi yapıyoruz uzaklara bakınca güneş çoktan kaybolmuş
SÖNMEYEN BİR ŞEYLER
– SÜLEYMAN BERÇ HACİL * içimde sönmeyen bir şeyler var bir şeyler var elimde doğam gereği gerçeği söylediğimi herkes biliyor ama bakıyorum görüyorum kimsede
TÜRK MAVİSİ GÖZLERİN
– RECEP ŞEN * Ruhuma bıraktığın o silinmez izlerin, Seyyah oldum bir ömür, peşine düşüp gittim. Neler anlatır bilsen, Türk mavisi gözlerin; Gizemine kapıldım,
UN HELVASI
– AYFER YILDIZ * O zamanlar Namıkların evinden her sabah tozu dumana katan sesler gelirdi. Onların sabah senfonilerini duymadan uyanabilene aşk olsun. Namıklar beş










