Belki gelir diye ümit şehrinde Bırakıp gideni beklemekteyim Sesli sessiz akan zaman nehrinde Günleri günlere eklemekteyim… Terk edip giderken yolcu hancıyı Unutmaz ki
ŞİİR
ANNEMLE HASBİHÂL
“Zamanı döndürmek mümkün olmuyor Ne cümle kursam da yerin dolmuyor” * Sılaya götüren pabucun olsam Suyunu içtiğin avucun olsam Vuslat dileğiyle orucun olsam Niyetim
İNAN Kİ…
Telafi eder mi hiçbir kaç tebessüm senden? Kahrımdan efkârıma banıyorum inan ki… Ruhumu öyle yordun ayrıldı sanki tenden, Kendimi hepten mağdur sanıyorum inan ki…
BUGÜN
Sırların yerini, biliyor yazan Bu gözler şiire diyarsız bugün Mahremim eşildi heceler hazan Aşkın suhuleti duyarsız bugün Gönülleri çelmek başa dert olur Ayrılık
SIKILDIM
Yine mazi depreşti, ruh gitti çocukluğa Köyü köylüyü anlat diye baskı yapıyor. At kendini şehirden, kırlara açıklığa Dağı tepeyi çınlat diye baskı yapıyor.
Rehavet
Haşim Kalender * Burak sandık nefsimizi binerken Cennet diye cehenneme götürdü Ayıkmadık aşk ateşi sönerken Bir rehavet bizi, yedi bitirdi Gözümüz doymadı, karnımız
Dağ ve Şehir
Ahmet Süreyya Durna * -Kahramanmaraş’a Kumrular “hu” çekerken, çırpar kanatlarını, “Ede”ler tan vaktinde mahmuzlar atlarını; Ay başka tebessümle doğar Ahır Dağı’nda.
NEDİM’E MEKTUP
Hayati Vasfi Taşyürek – Âşık Veysel Eliyle – * Hey Veysel Nedim’e uğrarsa yolun Laleler sarardı soldu diyesin Zevkine doyduğun şu İstanbul’un Bizlere çilesi
Açıkça (Topal Tecnis)
Osman Dindar * Aşığın ateşi kar’ı eritir Seher vaktinde Hakk’ı andıkça Gönlü alçak olan gönül eridir Aşk nârında pişer o da yandıkça Pîr-i
Hüzünle Dostluğuma Dair
Aslan Avşarbey (Mülkî) * Tebessüm yüzümde eğreti durur, Çehremin doğuştan süsüdür hüzün. Her akşam hasretle kapımı vurur, Bende misafirin hasıdır hüzün. Girer başköşeye










