Yine mazi depreşti, ruh gitti çocukluğa Köyü köylüyü anlat diye baskı yapıyor. At kendini şehirden, kırlara açıklığa Dağı tepeyi çınlat diye baskı yapıyor.
ŞİİR
Rehavet
Haşim Kalender * Burak sandık nefsimizi binerken Cennet diye cehenneme götürdü Ayıkmadık aşk ateşi sönerken Bir rehavet bizi, yedi bitirdi Gözümüz doymadı, karnımız
Dağ ve Şehir
Ahmet Süreyya Durna * -Kahramanmaraş’a Kumrular “hu” çekerken, çırpar kanatlarını, “Ede”ler tan vaktinde mahmuzlar atlarını; Ay başka tebessümle doğar Ahır Dağı’nda.
NEDİM’E MEKTUP
Hayati Vasfi Taşyürek – Âşık Veysel Eliyle – * Hey Veysel Nedim’e uğrarsa yolun Laleler sarardı soldu diyesin Zevkine doyduğun şu İstanbul’un Bizlere çilesi
Açıkça (Topal Tecnis)
Osman Dindar * Aşığın ateşi kar’ı eritir Seher vaktinde Hakk’ı andıkça Gönlü alçak olan gönül eridir Aşk nârında pişer o da yandıkça Pîr-i
Hüzünle Dostluğuma Dair
Aslan Avşarbey (Mülkî) * Tebessüm yüzümde eğreti durur, Çehremin doğuştan süsüdür hüzün. Her akşam hasretle kapımı vurur, Bende misafirin hasıdır hüzün. Girer başköşeye
Kırgınım
İbrahim Şaşma * Zemheride ateşe, yaz gününde ayaza. Sebep olan zülfünün, tellerine kırgınım. Yâr bir kalem tuta da, katlime ferman yaza. Bir mektubu çok







