KUYU

Kalbim delik deşik, benliğim yara bere içindeydi. Kaynarca’ya yaklaştıkça gökyüzü hudutlarının kömür parçasıyla çizildiğini gözlemliyordum. Keskin bir uçurumun beni kendine doğru var gücüyle ittirdiğini hissediyordum. Damarlarımdaöfkeyle dolaşan kan hücrelerinin,hunharca çeperlereçarptığını sezinliyordum.

Kaynarca’da hüküm süren yaşam süremi toplasamüç beş bavul dolusu acı ederdi. Hüzünlerin bir yenisi daha ekleniyordu şimdi o kasvetli albüme. Kaçarak ayrıldığım o dumanlı günden beri tövbeliydim bir daha atatopraklarına ayak basmamaya. Ne büyük konuşmuş meğerse Süheyla. Ah! Ölümnasılda kaderin önünde boynumu büktü umarsızca.

Ağabeyim, sırtımı dayadığım dağdı. Dünya üzerindeki sığınağımdı. Tek kardeşi Süheyla’ya kırgın olarak kapattı gözlerini dünyaya. Gurbette olmasından dolayıydı biricik kardeşine incinmişliği. Yoksa haşa! Bir güne bir gün saygısızlık etmemişti bacısına, babayadigârı canının parçasına. Bilmiyordu ağabeyim…Bilseydi katil olur, zindanlarda geçirirdi kalan ömür periyodunu.

Yakınlaştıkça koyulaşıyor, kısaldıkça kıvamı artıyordu katran karası nefretimin.Defin işleri biter bitmez geriye dönmekten yanaydı bütün arzum ve hevesim. Eş dost ve akrabaya fazlaca bulaşmadan gemimi kurtarmaktı maksadım Kaynarca kara sularından. Tepeden tırnağa keder, tepeden tırnağa elem…

Cenaze işlemlerini tamamlamış, aslan parçası yeğenimle birlikte taziyeleri kabul eder vaziyete bürünmüştük. Kervanını kaybetmiş flamingolar gibiydim. Görüşemiyor olsak da hayattaki sırtımın bir yerlerde nefes alıyor olduğunu bilmek kalabalık sokaklar arasında yalnız olmadığımı hissettiriyordu.

İkindi vaktine doğruteyze kızı gelmişti başsağlığı dileklerini sunmaya.Tanımakta güçlük çektiğim kuzenimi Kaynarca dışında başka bir yerleşim yerinde görsem anımsamaz, yabancı birisiymiş gibi yanından gelir geçerdim.Dilekolay! Tamı tamına on yedi sene…

Sarmaş dolaş boynuma atıldıAfiye. Sanki yıllardır görüşüyormuş gibi can ciğer kuzu sarması. Az sonra fötr şapkalı bir adam yanaşıverdi yanımıza. Eşim diye tanıştırdı Afiye,dedesi yaşındaki zebaniyi. Başımdanaşağı kaynar sulardöküldü. Afalladım, sersemledim. Kapanmak bilmeyen yarama bir kez daha tuz biber ekivermişti kader.

Lanetli sözcükler kitleniverdi dilime. Acı çıkınında biriktirdiğim delik deşik yaşanmışlıklar hücum etti beynime. Hayatın bütün yaşları on üçünde toplandı kırık düşler dehlizinde. Sürgündeki kederler zehir zemberek kehanetler üretti göğüs kafesimde.

Bir koşu evin mutfağında aldım tükenen soluğumu.Bütün çekmeceleri dağıttım. En büyük bıçağı buldum. Dumanlanmış, alabildiğince kan bürümüştü katran karsı gözlerimi. Kızgın bir boğa göğsümün tam ortasında çığlıklar atmaya başlamıştı.

Umutlarım, uğultularım, köyümün çamurlu tarlaları… Süheyla’ya uzak, Süheyla’ya yasak bir mutluluk haritası… Kavaklar susmuş, rüzgâr esmekten korkar olmuştu.Sonrası gurbet, sonrası yatılı okul…Ailemden, eşimden, dostumdan ayrı geçirdiğim koca bir ömür…

Hırsla dışarıya çıktım. Bayanlar içeride, erkekler avluda taziye tutuyordu. Köy evi malum… Lavabo bahçenin arka köşesindeydi. Tuvalete girdiğini gördüm, kanı beş para etmez, namussuz adamın. Avını bekleyen avcı gibi pusuya yattım. Kararlıydım. Canını alacaktım insan kılığına giren arsız hayâsızın. 

Irz düşmanıiffetsizin silueti, bitimsizolduğunu sandığım sabrımıtaşırıptüketmişti. Avucumda susuz bir kuyu…Beynimde örümcek avları…Kırık sürahi parçaları ile dolar olmuştu kalbimin atlası.Lavabodan çıktığını görür görmez saplayacaktım böğrünün ortasına bıçağı.

Beklemeye koyuldum. Her yanım yanık, her yanım siyahi…Üşüyordum. Ateş basmıştı yüzümü. Buz ve ateş arasında savrulup duruyordum. Başımı yukarıya kaldırdım. Yağmurla sınanan kuş sürülerini görür oldum. İçime birazcık gri, gözlerime duman kattım. Adamın lavabodan çıktığını kendi gözlerimle gördüm. Saklandığım duvarın arkasından çıktım. Elimde sıkıca kavradığım bıçağı var gücümle havaya kaldırdım. Sonra bir “Babaa!” sesi. Dört beş yaşlarında bir kız. Saçları canlı, parlak ve bukle bukle bir kız.Hayatın cıvıltısını ruhuna yedirmiş bir kız. Arsız adamın bacaklarına sarıldı. Nutkum tutuldu. Elim, kolum kırıldı sanki.Kalakaldım. Elimde bıçak… Hayatımı kuyuya hapseden hayâsızı Allah’a havale ettim.Vicdanımın karşısında küçüldüm, eridim. Bir an önce buradan kaçmalıydım. Tren garına doğru… Başka çarem mi vardı?

*

GÜLÇİN YAĞMUR AKBULUT

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Deneme Bonusu Veren Sitelerescort konyagrandpashabetgrandpashabet güncel girişbetwoononline casino australiagrandpashabetescort konyaescort bayan istanbuljojobetbonus veren sitelerpashagamingjojobetgrandpashabetdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerbetasusgrandpashabetcratosroyalbetjojobetjojobet güncel girişcasibomsekabetmatbetdinamobet girişcasibomhilbetkargabetyakabetbetgitbetparkhit botu satın alholiganbet girişcasibombetebetbetciojojobetJojobetsilvercrestgolf.comgrandpashabetgrandpashabetcasinoperkavbetHiltonbet girişHiltonbetnakitbahiskargabetroyalbetgrandpashabetbetasusjojobet betwoontipobetiptv satın alRitzbetgrandpashabetai influencer cratosroyalbetBahibomBeylikdüzü Korsan taksicratosroyalbetmarsbahisbetasusradyoenerji.com.trholiganbetcratosroyalbetcratosroyalbetbetwoonspincosekabet girişmarsbahiscasibom girişvaycasino girişjojobet jojobet girişjojobetjojobetjojobetmeritkingcasino sitelerigoogle hit botuMadridbet girişMadridbetmarsbahismeritkingjojobet girişcasibomkatlameritbetjojobetcasibom
Facebook
Twitter
YouTube
Instagram