
Mustafa Uçurum, tanıdığım en üretken ve çalışkan yazarlardan. Her ay neredeyse tüm edebiyat dergilerinde yazıyor ve tüm edebiyat dergilerini de her ay inceleyerek yorumlarda bulunuyor. Kesinlikle kolay bir iş değil. TÜRDEB tarafından 2020 yılında “Dergi Dostu Yazar Ödülü”nü almıştı. Bu işi yapması, yazı hayatında olup Mustafa Uçurum’u takip eden herkes için de verimli oluyor. Edebiyat dünyasının temel taşı olan bu dergiler ile bu kadar ilgili olmasının onun yazı hayatında daha verimli olmasını sağladığını düşünüyorum. Öyle ki ben daha iki sayfalık bir yazıyı bitiremeden o yeni bir kitap çıkarmış; ismi Avucumdaki Rota. Deneme türünde bir eser.
Uçurum, “yazının ona keyif verdiğini ve çok rahat yazdığını” söyler. Deneme türü için ise “hayatı okumak” ifadesini kullanır. Kesinlikle haklı. İlham ve birikimleri onun daha hızlı ve akıcı yazmasını sağlıyor. Yazdıkça da yazmaktan ilham almaya devam ediyor. Yazılarında bunu görebiliyorum. Bu yüzden de deneme konusunda çok başarılı bir yazar. Yazılarında bazen kendi anılarından da bahsettiği gibi “hayatı okurken” kendi de o durumun içinden geçiyormuşçasına yazıyor. Böylece yazarı yanı başında görüyor insan.
Kitaptaki yazılar iki ayrı başlık altında toplanmış. Hayatın Rotası ve Şehrin Rotası.
Bir Güzellik Yap başlıklı yazı ile başlıyor kitap. Altını çizdiğim bir cümle var:
“Gece de güzeldir aslında. Yeter ki aklıma gelmesin içimi ürperten sesler.”
Kitabın daha başlarında insanın enerjisini yükselten bir yazı ile devam ediyor: En Güzel Moda. Kitap ve okuma modasından bahsediyor. Kesinlikle biz yazıp çizen ve okuyan kişiler için gülümseten bir yazı olmuş. “İşte bu modayı çok sevdim. Modaya karşı olan bütün muhalif yanlarımı konu kitaplar olunca gönül rahatlığıyla terk edebilirim.” diyor.
Güzel İşler, Çayın Demi, Birbirinizi Sevmedikçe, Bozkırda Yol Halleri ve Kaybolmak Gibisi Yok kitaptaki en sevdiğim yazılardan birkaçı.
Bu kitap diğerlerinden biraz daha farklı geldi bana. Yazarın konulardaki tutumundan ne kadar birikimli ve manevi olarak dolu olduğunu çok net okuyabilirsiniz. Çünkü manevi olgunluğa eriştikçe insan kendi rotasını daha iyi çiziyor. Belki de yazdıklarıyla “Bu işlerin rotasını avucumun içi gibi biliyorum.” demiş olabilir.
Yazının başında söylediğim, latife değildi. Ben daha bu yazıyı bitirirken Mustafa Uçurum’un yeni bir kitabının daha çıktığını öğrendim. Bence onu örnek almalı ve kendime yazı konusunda daha hızlı bir rota çizmeliyim.
*
EZGİ ELÇİN OYNAK
