
Bir sancının kucağındayız hepimiz
Kartvizitimiz ne kadar fiyakalıysa mutluluk o kadar hazır
Öyle zor öyle zor ki dersimiz
Bizi kendi içimizden kazır
–
Kendi hızımız ve gür sesimiz
Sarkıtlar altından geçmek kadar tedirgin
Bilmediğin sudan içmek kadar şek
Çekmediğin derde sevinmek gibi hin
“Kazanacaksın, sen de bir bilet çek.”
Hayır, tabi ki, hayat böyle değildi
Henüz kuşlar şen, bahçeler gülşen, sular gürbüz gürbüzdü
İlk kelimenin öğretildiği gün başladı her şey
Belki bunun için yaratılmamıştı ama
Şiirler bizi gerçekten çok üzdü
Tam da bu yüzden ben sana aşkım dedim
Tam da bu yüzden Mecnun delirdi
Suç Lidyalıların veya Oppenheimer’ın değil
Yeri geldiğinde onlar bile sevilebilirdi
–
Geçtiğimiz o ilk yolların karanlığından kalan
Hala adı konulmayan şeylerin hatrı
Belki bir çiçek yol kenarında
Belki de ergenliğimiz
Kara tortular barındırmıyordu gökyüzü
Şimdi baş başayız bir devlet dairesinde
Biz ve titrek çekingenliğimiz
–
Tarihin payımıza düşen kısmıdır burası
Hayaller bir iş, bir düğün, bir çeyiz
Anı düşünmek andan çok önceye kaldı
Bu yüzden gülüyor bize kalabalıklardan
Ölümün durmadan parlayan asası
*
Alper Gökhan ORTA
