
–
bir ırmağın doğuşu kaç kente hayat verir
doğdun ve kanatlandın bu topraklar içinde
kaderin bağladı ya akdeniz’in aşkına
tutuldun sırılsıklam kor yataklar içinde
–
başını çarpa çarpa deli divane oldun
dur durak dinlemeden kilitlendin menzile
şehrin yıkıldığında gözyaşına boğuldun
neler söylerdin neler gelebilseydin dile
–
ovalar meftun olur çağıldayan sesine
sesin ki bin müjdedir çatlayan dudaklara
ve vadiler şahittir titreyen nefesine
alıp hatıraları götüren uzaklara
–
ellerinde büyüttün nice yalnızlıkları
gün gördün vefasızlık etmedin toprağına
göğsünde biriktirdin boz bulanık suları
umut oldun insanın kuraklaşan çağına
–
alnına teyellenmiş yazgın da kıvrım kıvrım
ne devirler aştın da durulmadın bir türlü
ummana dökülmekle biter mi bunca sırrın
bundan mıdır bakışların tedirgin ve kahırlı
–
çığlığın öyle sessiz sağırlaşmış kalplere
eğilip yüreğine dinleyenin mi kaldı
sakın düşürme sen o berrak yüzünü yere
bizim yüzümüz kaç kez sularında yıkandı
–
bengisu gözlerinle arındır şimdi yine
kirli hülyalar ile kararan dünyamızı
uzak düşer mi seven bu kadar sevdiğine
bir tebessüm et artık şark’ın nazlı yıldızı
–
önümüzde bahar var topla yamaçlarını
yemyeşil elbiseni kuşanırsın yeniden
salın binbir edayla salıver saçlarını
koşarak geri gelsin kaçarak senden giden.
*
MEHMET OSMANOĞLU
