
ruhumuzu parçalamak kolay, ihtarsız üstelik.
maskeleri cilalamaksa elzem ve geçimlik.
yüzümüzde içilebilir karbonat gülüşü var.
aklımızdan geçenler,
sessiz kedilere malum olduğu yalanıyla tedirgin.
bir mesai vertigosuyla bulanık zihinlerde
kurduyla kuruyan meyve gibiyiz.
dilimizde içsel ayinler pazarlamak gibisi aşk;
yutkunmak için gramerden seçilen bir söz.
az önce şahit olduğumuz,
şimdi unutacağımız
bir firavunun mezarına tapmak gibi.
insandan insana sunulan ne kadar duygu varsa,
hep bir taşı eksik mabet.
yaratılmışların huyudur;
ihanet, saman çöpü gibi yüzer kalplerimizde.
bekleriz; sin avında ücret avcıları gibi,
cenneti ıskalayarak.
bir koşum, sabah güneşinden yoksunuz.
mevsimi geçmişken insanlığımızın,
bu plastik damlalar mı ter döktüğümüz?
ellerimizi vicdanımızdan çekelim,
kirli ellerimizi.
nefesimizle ısınmayan,
ateşte kararan ellerimizi.
yol, eksiğin revandır ancak;
tam oldum diyenin kibrinde yürünmez,
maskeler düşmeden acı bile öğrenilmez.
*
AHMET SERDAR OĞUZ
