
Sormayın beni bana, araftayım arafta.
Üşümek nerededir, yanmak hangi tarafta?
Ne bir zemheriyim ben ne bahar baştan başa.
Ocak üvey evlattır benim yanımda kışa.
Ben beni bilmiyorum, tartıda yok ayarım.
Çiçek açmış dalları libasından soyarım.
Bıraksalar ruhumu ben bahardan yanayım.
Toprağı uyandıran mübarek bir anayım.
Kadının sesi oldum gün sekize çatanda,
On ikimde Akif’im ben bu cennet vatanda.
Vakit on dört olanda tababetle yüklendim.
Zamanın derununda köklendikçe köklendim.
Heybemde mazi yüklü, kıymet asla biçilmez;
On sekizimde yazar Çanakkale geçilmez.
Mukaddes bir destana dayalı durur sırtım
Bir ananın üçüncü evladı olan martım.
Kar suyunu coştursun dağların mengenesi.
Ben olmuşum ne garip, ayların çingenesi
Dert ayı diyenlere çatılırken kaşlarım.
Övünsün nisan diye ben yağmaya başlarım.
Sırası da cemrenin aşkla düşme sırası
Bir sınır çizgisiyim kışla bahar arası.
İnkârı yok ben oldum kapılardan baktıran.
Kazma kürek sapını cayır cayır yaktıran.
Sen görme sabıkamı, tövbe etmiştir bu mart.
Sevin geldim diyerek ey âdem beni şımart.
Ben gelince durmuştur çiçeğe erik dalı.
Kuşlar aşiyan ister benden bir göz odalı.
Benem nevruz ateşi, külü benem, köz benem.
Mor sümbülü coşturan, iksir benem, öz benem.
Müptezel bilme beni, ben de cihana şartım.
Bir ananın üçüncü evladı olan martım.
Harlandırır alevi kibrit çöpü sönmeden.
Kışı son bir öperim gün bahara dönmeden.
Kedilerin aşk celbi, leyleğin kanat sesi,
Ellerimde dikilir cihanın elbisesi.
İsterim kara toprak uykusundan uyansın.
Dirilişin muştusu kapılara dayansın.
Dağ yeşili, kar beyaz, iki kefeli tartım.
Bir ananın üçüncü evladı olan martım.
*
İBRAHİM ŞAŞMA
