
dört el
dört ayak
dört gözle aradım
bedenim iki parça
yarısı genç, yarısı ihtiyar
üst çenem ana diş
alt çenem protez
üzüm bağı dilimde
ninniler şerbet, ağıtlar şarap
bir elimde sepetle tebessüm
bir elimde titreyen vasiyet
dağın yokuşu büktü beni
bulduğum kardelenin yüzündeydi gülüşleri
torunlar anlatıyordu düşleri
kar, hüznümü görmemeli
ovaya inmeliyim
dut dalından düşmeliyim
oy anam demeliyim
yamacın eşiğinde
yüzünü uzattı bir gelincik
avucumda kaldı kırmızılık
bir yön çağırdı
inemedim
“nereye?” diye sordu zaman
bilemedim
*
KAZIM GÖK
