
Müzik ve fotoğrafın / resmin, şiir ve müziğin, fotoğraf/resim ve şiirin bir arada kullanımları tarih içinde hep olagelmiş karma estetiklerdir. Günümüzde neredeyse her şehirle özdeşleşen şiir şölenlerinde şiir ve müziğin birlikteliğine çokça şahit oluyoruz. Bazı şölenlerde şiire uygun müziğe dikkat edilirken kimi şölenlerde boşlukları doldurması için fonda vızıldıyor müzik. Görselliğin zirve yaptığı dijital çağda fotoğraf ve müziğin birlikteliği insan avlamanın en kestirme yollarından biri haline geldi. Şiir ve fotoğrafın / resmin birlikteliği ise dijital çağın sıkça başvurduğu ambiyanslardan.
Divan edebiyatında metinler ile minyatürler birbirini tamamlayan unsurlardı. Dönemin nakkaşları; gazel, kaside ve mesnevilere uygun görseller betimleyerek metne bambaşka bir derinlik kazandırıyordu.
Servet-i Fünun’la başlayan resim altı şiir yazma geleneğine en önemli darbe 1.Yeni şairlerinden gelmişti. Amiyane ifadeyle “Müzik, müzikliğini yapsın; şiir şiirliğini.” demişlerdir. Milli Edebiyat’ta ise pek önemsenmemiş resim / fotoğraf ve şiirin birlikte kullanımı. İkinci Yeniciler de resim / fotoğraf – şiiri birlikte kullanmakta bir beis görmemişler.
Şiir ve görsel sanatlar, insanlık tarihinin en eski anlatım biçimleri arasında yer alır. Kelimelerin gücüyle zihinde imgeler yaratan şiir, resmin (günümüzde daha çok fotoğrafın) somut ve renkli dünyasıyla birleştiğinde ortaya çok katmanlı, duygu yönü zengin bir estetik deneyim çıkarıyor. Antik çağlardan günümüze kadar şairler, ressamlar ve tasarımcılar bu iki disiplini bir araya getirerek birbirlerini besleyen eserler ortaya koymuşlar. Yani şiir ile görsel sanatların birlikteliği yeni bir oluşum değil. Tarih boyunca bu iki sanat dalı sıkı bir ilişki içinde olmuştur. Özellikle Uzak Doğu kültüründe (Çin ve Japonya) şiir ve resim ayrılmaz bir bütün olarak ele alınmıştır. Haiku gibi formlar görsel detaylarla sıklıkla harmanlanmıştır.
”Şiir neyse, resim de odur” anlayışı Batı estetiğine uzun süre egemen olmuştur.
Bugün ise resmin yanına fotoğrafın da gelmesiyle genişleyen bu ikili kullanım alanı çok daha etkili seçimleri beraberinde getirmiştir. Fotoğrafın ânı dondurması, şiirin ise zamanı, duyguyu ve sonsuzluğu açığa çıkarması göz ve kulağın zihne estetik saldırısı olarak düşünülebilir. Bu kullanımlardagörsel, okura bir bağlam sunuyor ve ilk bakışta bir zemin oluşturuyor. Şiir ise bu zeminin üzerine inceden inceye işlenen bir duygu dokusu ekliyor. Böylece her ikisi de birbirinin sınırlarını daha da katmanlaştırıyor. Güçlü dizelerin doğru seçilmiş bir fotoğraf veya resimle desteklenmesi ile okurun duygulanım alanına daha sarsıcı darbeler indirildiği muhakkak…
Günümüzde sosyal medyanın ve dijital platformların yaygınlaşması, şiir – görsel birlikteliğine yepyeni bir boyut kazandırdı. Soyut şiirler genellikle resim ve illüstrasyonlarla daha iyi bütünleşirken yaşantıya dayalı şiirlerin güçlü fotoğraflarla harika bir uyum yakaladığını görüyoruz.
Bu sayımızda şair ve fotoğraf sanatçısı Yasin Mortaş ile söyleşimiz var. Yeni sayılarda buluşmak dileğiyle…
*
Yarpuz Edebiyat Dergisi
