Şimdi sen gidiyorsun, boş bırakıyorsun üzerini karaladığın sırayı. Son zil de çaldı ve geride kaldı bütün bir yaşanmışlıklar. İlk telaşın, belki senin gibi gitmekte
DENEME
MOR ŞEMSİYELİ ÇİÇEKLER
Kaçıyorum çocukluğumdan. Bilmem kaçıncı kaçışım bu. Evvela öldürmek gerek hevesimi. Yüzyıllarca bağladığım atlarım kayboldu. Yoksunuz. Mor şemsiyeli çiçekler ruhuma doluyor. Bense ruhumun kokusunu duyamıyorum.
YAŞASAK DA YAŞLANSAK
“Geldi geçti ömrüm benim Şol yel esip geçmiş gibi Hele bana şöyle gelir Şol göz yumup geçmiş gibi” Yunus Emre, hepimizin bildiği, bilmekten korktuğu,
DOSTA DOĞRU
Aç gönlünü ey dost, aç gönlünün kapılarını, füsunkâr ömrüme cemreler düşürmeye geldim. Aç gönlünü ey dost, ben gönlümü muhabbetle pişirmeye geldim. Erdikçe sohbetine ve
KARANFİL VE GÖZYAŞI
Parkta, duvar dibinde sahipsiz bir karanfildi. Benzi soluk, koparılmak, hırpalanmak, ezilmek üzere olan bir karanfil… Yoldan geçmekte olan bir bahçıvan onun yapraklarındaki derin çizgileri
RENKLERİ KARIŞTIRMAK
Dünyamız bizi şaşırtmayı pek bir seviyor, her gün yepyeni bir şeyi karşımıza çıkarıp bizi hayretler içerisinde bırakıyor. Öylesine inanılmaz durumlarla karşı karşıya geliyoruz ki
BİR DÜNYA MELEĞİ
Arada dağlar var. Çok şükür dağları aşan yollar var. Gönül hep yolda. Ya sılaya gidiyor ya sıladan dönüyor. Sıla demek, anne demek… Yurt orasıdır,
ŞAİRLİK HALLERİ
Edebiyat dünyasında şairler, sadece kelimelerle değil, aynı zamanda yaşam tarzları, düşünce yapıları ve eserlerindeki benzersiz yaklaşımlarıyla da dikkat çeker. Kulaktan dolma bilgilerle bile olsa
ANLAŞILMAMAK / KARMAŞA
Kimse anlamayacak. Herkes sadece gördüğü kadarını bilir. Bizi üzen de budur. Bazen birini görürüz, üzülmemiş gibi yapar ama içi kanar. Bazen de en çok
KALABALIK ŞEHİRLERİN YALNIZ İNSANI
Bugün de yaşıyorum. Saat şu an beş civarlarında. Benim gibi düşünmeyi ve yazmayı takıntı haline getirmeyen insanların uyuduğu saatler. Gece bitti bitecek… Deliksiz bir










