Aç gönlünü ey dost, aç gönlünün kapılarını, füsunkâr ömrüme cemreler düşürmeye geldim. Aç gönlünü ey dost, ben gönlümü muhabbetle pişirmeye geldim. Erdikçe sohbetine ve
DENEME
KARANFİL VE GÖZYAŞI
Parkta, duvar dibinde sahipsiz bir karanfildi. Benzi soluk, koparılmak, hırpalanmak, ezilmek üzere olan bir karanfil… Yoldan geçmekte olan bir bahçıvan onun yapraklarındaki derin çizgileri
RENKLERİ KARIŞTIRMAK
Dünyamız bizi şaşırtmayı pek bir seviyor, her gün yepyeni bir şeyi karşımıza çıkarıp bizi hayretler içerisinde bırakıyor. Öylesine inanılmaz durumlarla karşı karşıya geliyoruz ki
BİR DÜNYA MELEĞİ
Arada dağlar var. Çok şükür dağları aşan yollar var. Gönül hep yolda. Ya sılaya gidiyor ya sıladan dönüyor. Sıla demek, anne demek… Yurt orasıdır,
ŞAİRLİK HALLERİ
Edebiyat dünyasında şairler, sadece kelimelerle değil, aynı zamanda yaşam tarzları, düşünce yapıları ve eserlerindeki benzersiz yaklaşımlarıyla da dikkat çeker. Kulaktan dolma bilgilerle bile olsa
ANLAŞILMAMAK / KARMAŞA
Kimse anlamayacak. Herkes sadece gördüğü kadarını bilir. Bizi üzen de budur. Bazen birini görürüz, üzülmemiş gibi yapar ama içi kanar. Bazen de en çok
KALABALIK ŞEHİRLERİN YALNIZ İNSANI
Bugün de yaşıyorum. Saat şu an beş civarlarında. Benim gibi düşünmeyi ve yazmayı takıntı haline getirmeyen insanların uyuduğu saatler. Gece bitti bitecek… Deliksiz bir
MÂNEVÎYAT İKLİMİ BAHAR
Kutsal bir müjde gibidir bahar mevsimi, kuşların cıvıltısı duyulur dört bir yandan ve ardından açan limon çiçeklerinin kokusu yayılıverir. Yeşillenir tüm ağaçlar evreni yaratan
DAR ZAMANLAR
gitmelerden arta kalan yorgunluk soğuk ve metalik seslerle dokunuyor yaralarıma soluk soluğa peşine düştüğüm hayal gibi yerini unutuyor sayfalarca tutuşan bakışlarım sayfalar kapanıyor ben
DAKTİLO
Kaç tuşuna dokunarak uzaklaştığım kente, aynı daktilonun dön tuşuna dokunarak yaklaşıyordum. Kalbimin emaye kaplı yüzeyine düşerek sesler çıkaran anıların peşine düşmüştü ayaklarım. Bozuk saat










