Üşümüş yanlarını saracak bir ablası olmalı her insanın. Sen soldun ya ablam, ben kış ayazındayım şimdi! Elim ayağım tüm bendenim buz gibi bu aralar.
DENEME
YİRMİ YIL SONRAKİ KENDİME
Sevgili Kendim, Böyle klişe bir giriş yapmayı hiç istemezdim aslında. Ama şu anda sana bir mektup yazmak zorundayım ve bu ifadeyi kullanmam gerekiyor. Biliyor
YÜKSEK DUYARLILIK ÜZERİNE
Herkesin sayısız özellikleri vardır. Ben ve benim gibi yarım akıllı yaftası yiyenlerin özelliği de “yüksek seviyede duyarlılık” olsa gerek. Yüksek seviyede duyarlılığın beraberinde getirdiği
LABİRENT DÜNYANIN AŞK AÇISI
Bu açı nerede? Milyonlarca yıl arasak da bulamıyoruz o açıyı biz. Kör ışığı özlediği kadar özledik o açıyı. Bu açının varlığı ütopik geliyor bize.
VAROLUŞ MÜCADELESİ
Gidiyorlar… Herkes gidiyor birer birer. Belki meraktan, belki de fakirlikten. Şehirden bahsediyorum. Herkes oraya göçüyor kuş misali. Etrafta pılını pırtısını toplayıp şehre yerleşmiş çok
YİTİK ŞEHİR
Güneşini yitirdi bu şehir. Artık olsam da bu kentte bir olmasam da. Varlığını yokluğun sınırlarında aradım. Yıldızları söktüm. Yerine 8b eskiz kalemimle bulutlar çizdim.
TOPRAK
İnsan ki yaratıcı tarafından yeryüzüne halife olarak gönderilmiş ve geriye kalan tüm mahlukat onun hizmetineelverişli kılınmış, bizzat vahyin ifadesiyle “Biz insanları yarattığımız varlıkların birçoğundan
BEN BİR ATEŞ GÖRDÜM
“Yiyip içtiğin senin olsun, bize gördüğün anlat…” demiş büyükler. Biz her şeyi tükettiğimiz gibi bu güzel düşünce ve davranışları da tükettik ne yazık ki…
GÖNÜL HÛN OLDU ŞEVKİNDEN (DAHÎLEK YÂ RESÛLÂLLAH)
“Cihanda itibarımız varsa “O’ndandır !” Yüzyıllardır şiir üzerine çok şey söylendi yazıldı, şüphesiz hepsi de doğrudur. Bize göre de şiir, az sözle çok
DERİN SUSMALARIN İZİ
Yağmur kokusunu tatmamış tenleriyle Mümbit bir hayatı sorguluyor yüreği çorak insanlar… Yaz yağmurları eşliğinde dağılıyor şehrin ışıkları. Bir akşam alacasında birden susuyor seni










