Ali İhsan Kekeç * Alca morca rengin vermiş Yaradan Nisan yağmuruyla yur çiçekleri Gez dolaş kasveti kaldır aradan Gönül yarasına sür çiçekleri Çiğ
MANŞET
ESKİ EV
Elimdeki adres beni bir binanın üçüncü katında yer yer boyası atmış, kahverengi ahşap bir kapının önüne getirdi. Kapının topuzundan tutup bana verilen anahtarı deliğe
[HAR]İÇTEN GAZEL (EYLESEN)
Ey devletlû sultanım / dem-i devran eyle sen Hicrinle bîzâr canım / n’olur derman eylesen Diz çöktüm boynum’ büküp / lütfeyle kanım’ döküp Eline
HABERSİZ (ADE YAZAR)
Belki gelir diye ümit şehrinde Bırakıp gideni beklemekteyim Sesli sessiz akan zaman nehrinde Günleri günlere eklemekteyim… Terk edip giderken yolcu hancıyı Unutmaz ki
ANNEMLE HASBİHÂL
“Zamanı döndürmek mümkün olmuyor Ne cümle kursam da yerin dolmuyor” * Sılaya götüren pabucun olsam Suyunu içtiğin avucun olsam Vuslat dileğiyle orucun olsam Niyetim
İNAN Kİ…
Telafi eder mi hiçbir kaç tebessüm senden? Kahrımdan efkârıma banıyorum inan ki… Ruhumu öyle yordun ayrıldı sanki tenden, Kendimi hepten mağdur sanıyorum inan ki…
SEVMEK DOKUNMAKTIR
İnsanlar, neden hep sevilmeyi bekler ki? Ara sıra kendi içimize bir uğrayıp manevi bir yolculuk yapsak, bir empati kuruversek, sevilmeyi beklemeden sevmekle başlasak işe…
DERİN VE SIĞ
Okyanusta inci toplayan Arap dalgıçları seyrettin mi?Denizin derinliğinde tuzlu suyun içinde tatlı suyu poşetle nasıl alıyorlar. Okyanusların, denizlerin derinliklerinde tatlı su kaynakları olduğunu biliyor
BUGÜN
Sırların yerini, biliyor yazan Bu gözler şiire diyarsız bugün Mahremim eşildi heceler hazan Aşkın suhuleti duyarsız bugün Gönülleri çelmek başa dert olur Ayrılık
CEVİZ AĞACI
Bahçemizde ikişer tane dut, kiraz, armut, elma birer tane ayva, erik ve ceviz ağacının yanı sıra çok sayıda selvi ağacı ve güller vardı. Babam










