Çarkların dişlileri arasında mekanikleşen insan hayatı, varlığın akışının zıddına hareket etmeye ve sonunda arızaya sebep olacak şekilde ilerlemeye devam ediyor. Belki de çarkların gövdesinde
MANŞET
KLİŞE DÖNGÜ
işgalci yaralar karantinada izimizi süren şüphelilerin odasındayız gül dikenleri batıranların orantısız yönlere evrilmişti hesaplar ve planların ucundaki kurbanlar bizdik zarara uğrattığınız kaçıncı
YORGUN DUYGULAR
* Saklamışlar güneşi ardına Kafdağı’nın, Karanlıklar dans eder hüzünlü ak yüzümde. Renklerini çalmışlar garip gökkuşağının, Yıldızları dökülmüş kalmamış fer gözümde. * Yanağımı ıslatır düşen
DERBEDER
– Bağlamanın tellerinde Hüzünlerle gamlanırım. Eksiğim yâd ellerinde Vuslatınla tamlanırım. – Efkâr basar yüreğimi, Kırar gönül direğimi, Çok görürler ereğimi, Hasretinle demlenirim. – Yaralarım
DÜŞLEME
zaman sürüyor beni günlerinden gölgenin izini bulamıyorum hatıraların yeniden bir işaret arıyorum peşinden koşmak için şiirin adını bir maden işçisinden alıyordu gölgesi olmayan bir
NEFİN
ey Muhammed’in göz aydınlığı özlem şehrinin başkenti ey vuslat busesi deniz kokusu uzak diyarların içli türküsü seher vakti pencereden dolan inşirah ey
Ayakkabı Boyacısı
yüzünde bir dünya ayak izi sende mi gittin hacı abi. hangi renkti hayalinin tuvali biliyorum siyah değildi elinde ki fırça sesinle boyardın sevgiliyi işte
NARÇİÇEK
– Dertlerimi eğirip kirmene sarıyorum, Kerem’in izindeyim Aslı’mı arıyorum, Dönüp dolaşıp yine hep sana varıyorum. Allah yazdıysa seni alasım var Narçiçek. Şu gönlümü dertlere
ACEMİ ŞAİR
volkanın devinen magması gibi yakarak her geçtiği yeri olabildiğince yakmalı kelimeler dağlamalı yüreği. acemi kalıyor sözcüklerim sanki yapmacık, sanki çiğ. heykeltıraşın; -bulamayınca aradığı ruhu-
RİYASIZ
“ben sana mahcubum yalnız sen bilirsin” kömürsü yanlarımı yonttuğum günden beri kınına sığmıyor iyimserlik kılıcım keskin tarafından akıyor soylu insan










