Bugün günlerden Yağmur. Biz, siz, sen, o, onlar yok. Vitrinde sadece “ben” tekil zamiri var iki tırnak arasında. Bugün şafak vaktinden, yarın tan yeri
MANŞET
MEYVESİ KEKRE AĞAÇ
düşmediğim yer kalmadı hem de veresiye dal yaprak aradım damla damla toprak kıskançtı elinden düşmedi şemsiye kan ter içerisinde kaldım tanıdığım koyu karanlıklarla tuzak
HASBÎ/HAL
Gönlümün kahyasıyla çoktandır dertte başım, Düğün evi gibiyim hiç bitmedi telaşım. Eyüp sabrı arandı çocuksu bakışımda, Kavak yelleri esen on sekizlik yaşımda. İki dirhem
OLDUKTAN SONRA
* Kader-i mutlakla Hak’tan gelene Karşı konulur mu geldikten sonra? Çare ne ki olmuş ile olana Başa dönülür mü olduktan sonra? * Sevgide iştiyȃk
TUFAN HUZURU
* gün yüzüne çıkmaya fışkıran tohumla kıskıvrak tutunarak toprağın saçına ölmüş, gömülmemiş yeraltı şehriydi kansız ve kırılgan gözlerin – kıyamet saatidir, yaşlı tik taklar
PARMAKLIKLAR ARDINDA
* Tecrid-i Mutlak’ta koridor boyu Gölgelerden duyuyorum sesini. Bazen hafif bazen zifiri koyu Duvarlara boyuyorum ben seni. * Taşa kesti vücudumun her yanı, Parmaklık
KARDEŞE AĞIT
– kardeşim esat delihasan için… – kardeşi ölen bilir hoş yaşıyorsun sayılmaz ya sen öyle say kardeşin de sende yaşıyor say insan ölünce
DERİN SUSMALARIN İZİ
Yağmur kokusunu tatmamış tenleriyle Mümbit bir hayatı sorguluyor yüreği çorak insanlar… Yaz yağmurları eşliğinde dağılıyor şehrin ışıkları. Bir akşam alacasında birden susuyor seni
CİĞERÇAREM
çocuksu bağ ile dolandı saçlarına bakışlarım gezgin perilere benzer çileyle kavgalarım aklımdan hiç çıkmıyorsun beş saat önce valla ben böyle değildim hala görebilirken güneşi
YOKLAMA
geometri dersinde öğrendim uyumayı kapı zili debriyaj marş dişlisi çıngırak görmedim faydasını okunmuş bir pirincin aklımda yer etmedi habeşistan ve ırak – sosyoloji dersinin










