Mujhe roshanee mahasoos hotee hai(1) Bakınca bir elma iki ayva beni alma Galiba düşüyorum bu yolun sonunda Bir ağaç düşlerken yalnızlığını adada Giyerken hasret
ŞİİR
FETRET
pencereden bakmam artık sokağa belki leydi godiva geçiyor belki de usandım yaşamaktan * yağmurlar artık köhne yağıyor istesem terütaze yağar liseli bir talebe olmakta
SANA BENZER
– Seni ben en uzak diyarlardan sevdim İlmek ilmek gönül bağını sol yanıma işledim Mevsimler değişir yer ve gök devinir Yalnız hasretim değişmez Gurbet
SUSKU DAĞI
adiyat atları kapımda baskında gönül kalem bozgundayım kanadı kırık kuşun teslimiyeti yüzümde dem teşrin, güz sancısı kapımda yazın soyka günleri üstümde buz tutuyor saçaklarım
AL SANA BIR BAKIŞ
al sana bir bakış kenarları süslü, çehresi güleç başlıyor seven yerlerin mütarekesi ve daha ilk yuvası serçe kuşunun kanatlarında içtenlik, ürkeklik başka gökyüzü de
YOL YORGUNU
– Nereye çıkarır beni bu yollar, Aklıma sözümün geçmediği an? Bir kaçış kendimden kendime kadar? Feleğin önüne katıp savuran Gönlüm bile bana olmuş sitemkâr.
BENİ KALBİMDEN TANI
Dinle beni ey âdem, tanı beni yakından. Düşürmüşüm karayı, gözlerimin akından. Ellerimle okudum, yüreğimle görmüşüm. Açık iken kalp gözüm, söyle nasıl körmüşüm? Sanma ki
GÜLÜN RENGİNDE AĞIT YAKAN BÜLBÜL
her mayıs açar bülbül olmadığı zamanlar gül ve ekşir asmalarda gamdan koruklar yaz geceleri büyümez bu bahçede bülbülün kanı gülü boyamadığı zamanlar açar
KARANFİL KOKULU VAKİTLER
* bir tren düdüğü çalıyor şimdi uzaklarda bir yerde. benim içimden de dumanlar kalkıyor ne olduğunu bilmediğim eski bir sandıktan çıkmış gibi karanfil kokulu
TAVAN ARASINDAKİ YAMALI HEYBE
* göçülür konulurdu oba oba konulur göçülürdü evler içinden eller içinden kaderden ve kederden kırlardan karlı dağlardan yârdan, nârdan, yöreden, töreden kendinden göçülürdü gidenler










