– MEHMET BİNBOĞA * “Bir gün bu dünyadan adım silinir Hani bizim Mahzunî’miz derler oy…” Rahmetli Mahzuni Şerif’in türküleriyle ne zaman tanıştım hatırlamıyorum; Esasen
Yazar
ILITILMIŞ BİR ISLIK ÇAL
*YASİN MORTAŞ * ılıtılmış bir ıslık çal çalılığın arkasından yüzüme batarsa ağla batmazsa güneşe dön buhurdan vakti tut ve sar güneşi ipine günü içine
MASALCI NİNE
– MEHMET GÖREN * Köyde tek başına yaşayan yaşlı bir nine vardı. Masalcı Nine derlerdi. Her gün masal anlatırdı çocuklara, gençlere… Kumaş fistan giymişti
BU YAĞMUR
– MEHMET OSMANOĞLU * Bu yağmur ki, kül* renkli bulutlardan, Her damlası kurşun gibi bu yağmur En gecikmiş, en taze umutlardan El çektiren, netâmeli
KİMİM BANA BENZEYEN
– İLKER GÜLBAHAR * Kaç çocuk geçtimdi kapıdan gıcırtılarla dizlerimde çamur izleri misketten Yederdim gazoz kapağını sokak tozunda eşikte birikmiş babamın boğulan sesi Duvar
SESİM BANA ULAŞMAZ / DOLU
– TAYYİB ATMACA TAYYİB ATMACA
BÜYÜK HOCA
– HAŞİM KALENDER * “Eyvah, yetişemedim işte! Cemaat öğle namazından çıkıyor. Ne yaptım ben böyle? Kendimi bahçeye fazla kaptırmamalıydım, vakit öğleye yakındı, çalışmayı bırakıp
YARPUZ’UN DOĞUŞU
*İLKER GÜLBAHAR * Bazı telefonlar, hangi uyarı ziliyle çalarsa çalsın, kısır yaşam döngüsünde hareketliliğin habercisi gibi çalar. Öyle bir telefon çalmasıydı iki bin on
KELİME DEĞER
*HAŞİM KALENDER * Gergefte oturmuş düğüm çalarken O günün acısı kilime değer. Çöplükte çocuklar benzi solarken Köz olur gökyüzü elime değer. * Bilirim ahiri
TORNET
*MEHMET BİNBOĞA * Ah Afşin… Güzel ülkem, sevgilim… Çocukluğumun büyülü ülkesi. Şimdilerde sakin şehir dedikleri şehirlerdendi, sessiz ve huzur dolu beldeydi bir zamanlar. Çocuktuk










