* Seyirciyi seyretmek yaralarımı kaşır, Ecdatla kıyaslarım aynı kanı mı taşır? Siyonistler yıllardır bebeklerle savaşır, Zalim zulmeden midir, zulmü seyreden midir? Ölü müyüm, diri
Yazar
Saklı Seher
kerkük urumçi srebrenitsa gazze haddini bilmiyor işte bu acıların çarşaf çarşaf ıslak hüzünleri vicdan sustu gölgeler yitti kuytulara sinmiş bu zifiri karanlıkta neyin nesi demeyin
ÖKSÜZ
ben bilirim acısını gözlerinden akıtamayanların yutkundukça daha da acır iç yaraları gözleri kısık kirpikleri uzun yanaklarında gamzesi her şey yerli yerinde yakışıklı bir
ÇIKIN
çağı bir çöl kumaşı gibi giyindim giyinme dökülür dedim içime: üzerinde çıkmaz tozu kalır sanma ki bu serap benim/büyülü ve senin çağ bir kum
KARANFİL VE GÖZYAŞI
Parkta, duvar dibinde sahipsiz bir karanfildi. Benzi soluk, koparılmak, hırpalanmak, ezilmek üzere olan bir karanfil… Yoldan geçmekte olan bir bahçıvan onun yapraklarındaki derin çizgileri
DOLU
* Ayıkırsın belki de seyret şu mezarlığı, Yarını düşünürken bugünden ölen dolu. Hepsi bir nefes kadar tüm dünyanın varlığı, Biriktirdin yer iken arkandan gülen
KIRGIN BAHAR
– Bu bahar kırgın açtı bütün çiçekleriyle rengi kan, kokusu kan tadı usul özgürlük kopan tufan içinden belli güneş doğacak Gazze’nin toprağını merhametle okşayıp
NEHİR VE ZAMAN
saklı bir bahçeydim güneşin değmediği gölgelerim vardı akıp gidince sen ve zaman bekliyordum inleyen anılarımın başında çok isterdim silinsinler sana çarpa çarpa
GEÇ GELEN İLKYAZ
yediveren tomurcukları köpürüyor çalılıklar arasında ve gözlerimden öpüyor yağmur sonraları patlayan gökkuşakları yamaçları kekik, zirvesi karlı mor dağlar dar geliyor rüzgâr kanatlı üveyiklere
YILLAR YAPRAK DÖKERKEN
Çok Kıymetli Gönül Dostları; 7 Haziran 2012 günü Âlem-i Cemâl’e vuslat için Hakk’a yürüyen Türk Şiirinin ve İdeâlizmin Son Efsânesi’ Abdurrahim Karakoç’u; vefâtının 13.










