
toprağa tutunmayı unutan insanın
kuru bir telaş yayılınca yüzüne
üşür ya hani rüzgara kapılan evlerin perdeleri
sormaya korktuğu haberler dökülür yollara
sonra ayrılıktan göz göz olunca gecenin teni
nasıl dayanır bilir misin
takvimsiz duvarlara yaslanan bir omuz
yokluğun kara yazgısına
nasıl uyanır kuşku denizlerinde boğulan umut
ve atların kara yelesinde nasıl yıkılır bir ses
kimseye soramayınca
unuttum saçlarıma ak düşüren ayların adını
mevsimler gözlerine çıkmıyor artık
anladım şimdi
bir hiçliği yurt tutmakmış
sensiz yürümek
ve bir zaman sonra yokluğunun acısı dindiğinde
yağmur da bırakıp gider ya kokusunu toprağın bağrına
bir kelebek çırpınışı başlar ya kalbim / de
bir akşam alacasında duracak diye korkuyorum
adının dilime dolandığı zamanlarda
belki unuturum sandım
eve ekmek götüren adamların telaşını
tozlu yollarda kaybolan gözlerinin izini bulmak için
korkuyorum çocuklara sormaktan
senin sokağına çıkmaz diye cebimdeki adres
*
AKİF DUT
