
göz vardır seveni yakıp kül eder
gül bahçesinde garip bülbül eder
–
derdimin dermanı devası gözün
yarama bir merhem şifadır sözün
sevda güneşinin ay’ıdır yüzün
niçin ışık vermez var mı sebebi
–
ben bir çırak olsam sen aşk erbabı
aşk çölüne düşüp görsem serabı
sen çağa sultan ol ben de a’râbî
aciz bir aşığın naçiz talebi
–
dünü çilehane günü işkence
nağmesi dillerde her gün her gece
imdada ses gelmez hüsran netice
kinden ari gerek maşuk meşrebi
–
dikeni muhafız bir kırmızı gül
kurumuş bahçesi eğilmiş sümbül
ah edip inleyen şu deli gönül
biat nedir bilmez şaki mezhebi
–
aşkta şek mi olur kalp sırlı ayna
canı canan eyle atma yabana
hayalim ulaşıp değsin her âna
ömrün ihya olsun bense harabi
–
yoluna yol olsam ayağına güç
ha yüz yıl yaşasam veyahut da üç
ben ağu içerim sen bengi su iç
sen gökte bulut ol ben de türabı
–
harf harfe çok uzak kelime mahzun
her eksik cümlede hazin bir bozgun
şikayet beyhude mesele uzun
sarhoştur müşteki meydir mektebi
–
isabeti şaşmaz değer kör kurşun
hüküm hiç değişmez böyle mi kanun
katilsiz cinayet sebepsiz vurgun
sükutu giyen dil bilir edebi.
*
FAİK KUMRU
