
gecenin kıyısındasın ve tekinsiz saatler içimde
yokluğun kanayan kör bir kıymık ucu
dağılır namlu gölgesine çarpan derin sessizlik
güz kokuları sürülmüş bir şafakla
uzak liman yalnızlığı olur gözlerin
yüreğine abanan korkuların telaşıyla
dokunsan uyanacak toprağın kara yüzü
sabah serinliğinde ağarken hasret buğusu
yağmur tedirgin savurur saçlarını rüzgara
sensizlik dipsiz kuyu karanlığı mıdır ki
vurur bakışlarında bir esmer telaş yangını
hangi insafsız ateşle dağladılar ellerini
söyle hangi dağın derdini yüklendin
kurumaktan korkan bir ırmağın kıyısında
ağlamadan yürü sesin savruluyor yola
kurtar artık kendini kaybolmadan kendi düşünde
varsın eski posta kutularında arasın sesini
duvarlarına acılarını bağırdığın o şehir
gel yazıyı hatırla ve yazgıya teslim ol
yürü aydınlık sabahların yurduna ki
seni bir fotoğraf yarasında unutan albümlere
mektuplar hatırlatsın kurutulmuş çiçeklerin kokusunu
*
AKİF DUT
