
dokuzu sildim defterden, boşluğu dolmaz gider,
bir noksan ki, bin yıl geçse şifa bulmaz keder!
ayla’nın göğsünde mermi, kalbinde binbir yara,
bu leke, bu utanç, silinmez alından kara!
furkan, bayram, belinay; sustu çocuksu diller,
zeynep, şuranur, kerem; kırıldı körpe dallar.
adnan, yusuf, kağan, yılmaz efe ve almila,
şimdi uyuyorlar masumca maraş toprağında !
kapıyı kıran ne düşman, ne bombayla gelen terör,
kendi nefsimizdir ölen hem sağır hem kör!
ayla’nın mermer eli, yavrulara sur oldu,
merhametli kalkanı ruhumuza kor oldu.
Hakk’a uzak olunca çöktü kutsal vasiyet,
ışıksız kaldı kalem, koptu küçük kıyamet!
acı derya, boyun bükük, mahcubiyet derin,
ismin isimleri kaldı zihinde; unutmak işi kâfirin!
maraş giysin karaları, görülmesin bu rüya,
toprak bizleri gömsün, bitsin bu sahte dünya!
onlar “o”nun katında, en emniyetli yerde,
biz de sönmez yangınlar, her nefes her seherde.
*
– MURAT ÇOLAK
