casino siteleri

BU DÜNYA KİMSEYE KALMAZ!

Furkan Dilekci

Bu dünya kimseye kalmaz, bilesin;
Er geç kuyusunu kazar herkesin.
Tut ki Nuh kadar yaşadın zor bela
Sonunda yok olacak değil misin?

Ömer Hayyam

Dünya, öyle bir alem ki kimsenin ettiği kötülük, söylediği kötü söz yanına kâr kalmaz. Dünya, öyle bir alem ki gelenin gittiği, gidenin geri gelmediği bir duraktır. Bugün neredeyim, ne oldum değil, âtinin getirdiği belirsiz günlerde ne olacağım kuşkusu ile yaşarız. Ama muhakkak yaşarız. Mevlâna Hüdavendigar bu yaşam sergüzeştini öyle güzel anlatmıştır ki o güne mi yazmış, bugüne mi söylemiş belli değildir. “Allah der ki; kimi benden çok seversen onu senden alırım. Ve ekler; onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım. Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yâr bile bir gün el olur. Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür. Düşman kalkar dostun olur. Öyle garip bir dünya, olmaz dediğin ne varsa olur. Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. En garibi budur ya; öldüm der durur yine de yaşarsın”

İşte Mevlâna; alem-i dünya içerisinde yaşamayı bize bu şekilde anlatmıştır. Yaşarken her an ölecekmiş gibi yaşamayı bize bu derin sözler ile hatırlatmaktadır. Bu sözü yazdım çünkü; bu sözlerin kıymet-i hakikiyesi o denli mühim ve müspettir ki anmamak olmaz. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde “hiç ölmeyecekmiş gibi dünya hayatını, her an ölecekmiş gibi de ahiret hayatını yaşayın” buyurur. Lakin hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığımız bu dünya kimseye kalmadı, kalmayacakta. Yunus Emre diyor ya “derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur”. İşte sahici olmayan bu dünyanın kahrını çekmek yerine, gerçek olan iman dünyasının sefasını sürmek için gayret edelim. Sultan Süleyman’a kalmayan bu dünya kime kalacak ki? Tahminimce kimseye kalmayacak. Siyah saç ak defterle gelen insanoğlu, ak saç siyah defter ile geri gidecek. İnsanoğlunun bu dünyadan götürebileceği tek mal varlığı yalnızca iyilikleri, amelleri ve ibadetleridir. Tabi aynı zamanda kötülükleri, şerre niyet ettiği amelleri ve yerine getirmediği ibadetleri. Allah; bir ayet-i celilesinde  “Biz, kıyamet günü için kefe-i mizan kurarız” buyurur. (Enbiya Suresi’47). Mizan terazisi bir gün en hassas şekilde ölçecek bizlerin ağırlığını. Gerçek hilkati unutup sadece bu dünyada avunduğumuz para için çalışırken, ihmal ettiğimiz o ibadetler bir gün bizlere fazlası ile ağırlık olacak. Cebimizdeki paranın ağırlığı ne yazık ki Allah katındaki terazinin kefesini ağdırmayacak. Hiç ölmeyecekmiş gibi, sanki ölüm yokmuş yaşayan insanoğlu ahirette kendisine çeper olacak iman yerine, dünyada bir anlamı olmayan mekân için yaşıyor. Unuttu sanırım insanoğlu; bu dünyadan götürebileceği tek şeyin iman ve ihsan olduğunu.

Tarih okumalarını severim. Hele de İslam Tarihi ve Kültürü üzerine okumayı ve araştırmayı ayrı bir severim. Abbasi Hanedanlığını ve tarihi, okumalarım içinde en özel yere sahip, hiç sıkılmadan okuma yaptığım ayrı bir tarihi serüvendir. Çünkü Abbasi halifeleri İslam’ı her yönü ile hayatına geçirmiş ve her anında İslam ile bağdaşarak tahkim etmişlerdir. 5.Abbasi Halifesi Harun Reşid ile bahçıvanı arasında geçen ibretlik bir hikâye var ki yazdıklarıma binaen yaşanmış bir hikâye sanki. Bilhassa beni her defasında düşündüren ve bana bu dünyanın aslında gelip geçici bir yer olduğunu hatırlatan hikâyedir. Hikâye şöyle ki:

“Vakti zamanında 5. Abbasi halifesi olan Harun Reşid’e çok kıymetli bir gül fidanı hediye edilir. Halife bu gül fidanına bakması için bahçıvanına verir ve has bahçesine dikmesini, düzenli olarak bakımını yapmasını ve bir gül tomurcuğu açtığı vakit kendisine haber vermesini emreder. Bahçıvan verilen görevin hassasiyetini anlar ve güle gözü gibi bakar. Aradan bir vakit geçer, bir gün, bir hafta, bir ay ve bahçıvan halifenin huzuruna çıkar. Bahçıvan; heyecanlı aynı zamanda hiddetli halifenin huzurunu işgal ettiği için de korkak bir ses tonu ile gülün tomurcuk açtığını arz eder. Hiddeti yüzünden okunan Harun Reşid bir anda öfkesini dindirir ve bir gül açtığı vakitte haber vermesini emreder. Bahçıvan tez vakit işinin başına döner ve halifenin has bahçesindeki çiçekler ile meşgul olmaya devam eder. Yine aradan bir vakit geçer ve gülün açtığını fark eden bahçıvan tam halifenin huzuruna çıkacakken bir bülbülün gülün başında acı acı öttüğünü, gülü tarumar ettiğini görür. Bahçıvan, korka korka halifenin huzuruna çıkar ve durumu izah eder. Halife şirin bir sıfatı yüzüne takar ve bahçıvana; bu dünya öyle bir alem ki kimsenin ettiği kimsenin yanına kalmaz. İlahi adalet bir gün yerini bulacaktır. Gör bak o gülü tarumar eden bülbüle dahi kalmayacağını söyler. Bahçıvan üzgün bir didar ile halifenin huzurundan ayrılır ve işinin başına döner. Aradan yine bir vakit zaman geçer ve çalıların arasından çıkıp gelen engerek yılanın biri, o bülbülü kapar ve kendine yem eder. Bu sahneye tanıklık eden bahçıvan ise koşa koşa halifenin huzuruna çıkar. Durumu heyecanlı heyecanlı halifeye anlatır. Halife ise yüzüne takındığı o şirin sıfat ile konuşmaya başlar: ben sana vakti zamanında bir gül fidanı verdim ve bir gül açtığı vakit bana haber vermeni emrettim, sen ise o açan gülü bir bülbülün tarumar ettiğini söyledin, ben sana bu dünyanın o bülbüle de kalmayacağını söyledim, sonra o bülbülü bir yılanın yediğini söylüyorsun. Bu dünya öyle bir alem ki kimsenin ettiği kimsenin yanına kalmaz. Gör bak bu dünya o yılana da kalmayacak der. Bahçıvan üzgün bir şekilde halifenin huzurundan ayrılır ve işinin başına tekrar döner. Geceler gündüze kavuşur, zaman aksak aksak ilerler bahçıvan halifenin has bahçesindeki işler ile meşgul olurken çalıların arasından çıkıp gelen yılan bahçıvanın bacaklarına dolanır ve bahçıvan elindeki küreğin keskin yeri ile yılanın başını koparır. Hızlı hızlı halifenin yanına gider ve durumu izah eder. Halife yine o şirin sıfat ile bahçıvana der ki: bu dünya öyle bir alem ki bülbüle, yılana kalmadı sanma ki sana kalacak. Bahçıvan bir anda beyninde tüneyen ölüm korkusu ile halifenin huzurundan ayrılır ve halifenin bahçesindeki işler ile meşgul olmaya devam eder. Aradan uzun bir zaman geçer. Bahçıvan işlediği basit bir kabahati yüzünden halifenin gazabına esir olur ve idama mahkûm edilir. İdam günü geldiğinde cellatlar son bir sözün var mı diye sorduklarında bahçıvan son sözümü yalnızca halifeye söylerim diyerek bu akıldışı hikâyeyi anlatmayı düşünür. Bahçıvanı halifenin huzuruna çıkarırlar ve bahçıvan korka korka anlatmaya başlar; sultanım vakti zamanında siz bana bir gül fidanı verdiniz, bu fidan bir gül açtığı vakit size haber vermemi emrettiniz, o açan gülü bir bülbül yerle yeksan etti, size haber verdiğim vakit bu dünyanın bülbüle kalmayacağını söylediniz, sonra o bülbülü bir yılan kaptı bu sefer de bu dünyanın yılana da kalmayacağını söylediniz, yılan bir vakit sonra bacaklarıma dolandı ve bende başını kopardım sonra bu dünyanın bana da kalmayacağını söylediniz, işlediğim basit bir kabahatten ötürü beni idama mahkum ettiniz görün bakın bülbüle, yılana, bana kalmayan bu dünya size de kalmayacak der. Halife bu ibretlik olaydan korkar ve bir sultana yakışanı yaparak bahçıvanı af eder”.

İşte yaşanan bu ibretlik hikâye beni her defasında etkilemiş, bana asıl fıtratımın ne olduğunu aramam için çırağan vazifesine bürünmüştür. Gayemizi para, şan, şöhret kazanmak için değil Allah’ın takdirini kazanmak için belirleyelim. Çünkü bu dünyada ne yaparsak yapalım ne kadar çalışırsak çalışalım asla ve asla bu dünyadan öteki dünyaya bir şey taşıyamayacağız. “Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret, ebedi bir yaşam için gayret yok hayret”. Necip Fazıl Kısakürek’in bu sözü aslında yazdıklarımın hepsini özetlemektedir. Topraktan gelen insan hiç şüphesiz toprağa dönecekti. Ama bunu unuttu. Cennetti ve Cehennemi unuttu. Haramı ve sevabı çıkardı aklından. Asıl mukadderat ise hiç şüphesiz var olan fıtrattan ayrılması oldu. Ve insanoğlu her geçen gün unutmaktaydı tekrar toprak olacağını.

“Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki, padişah olan Kanuni bile bu dünyadan eli boş gitmiştir”. (Kanuni Sultan Süleyman)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket

Facebook
Twitter
YouTube
Instagram
erotik hikaye sex hikaye seks hikayeleri ormanda tecavüz izle