Yaşamak veya yaşamda kalmak: Biri ötekinin yerine kullanılabilir mi, söz gelimi bugün aramızda yaşayan herkes yaşamda mıdır, yaşamak için bir suret şart mıdır? Her
MANŞET
NE HOŞTUR
Muhabbet küpünden aşk şerbetini, Mevlevi bir şevkle tatmak ne hoştur. İnşirâha muhtaç kalp mabedini, Dua ile zinde tutmak ne hoştur. * Kütlemiz kaç okka
MUSTAFA UÇURUM / AVUCUMDAKİ ROTA
Mustafa Uçurum, tanıdığım en üretken ve çalışkan yazarlardan. Her ay neredeyse tüm edebiyat dergilerinde yazıyor ve tüm edebiyat dergilerini de her ay inceleyerek
ÇOCUKÇA DÜŞLER
Ağlamaktan kızaran gözlerimizle soğuktan kızaran küçük ellerimizin başkalaşma yarışına girdiği zamanlar yaşadık dostlarım. Küçük omuzlarımızdan on yaş daha ağır yüklerin altına girip oradan sağlam
HOR HAYAT
gözlerimi aramayın gözlerimi parlamayı unuttuğu yerdedir ışığı söylemeyin ağladığımı, söylemeyin mahcûbuma sıkışmasın yüzüme ince yağmurlar vesveseli gecelerin kollarına itildiğim günleri yineliyor hayat
SEN BİLİN EMMİ
* Elinde yağlı dürüm, şakşağa dolaşırsın. Pilava dökülen yağ araya gitmez emmi! Hedeflerin hayaldir, acık zor ulaşırsın. Günlük kırk takla gerek, şakşağın yetmez emmi!
Askıda Bekleyen Yalnızlık.
gözlerim askıda bir yalnızlığı avutma telaşına düşünce dokunur ellerime sultan söğütlerinin kokusu tenimde yurtsuz telaşlar çoğalır her akşam ve bir gül savrulur yağmur sonrası
YAŞAMAK NÜSHASI
derin soğuk başlamadan, kaderin yorum saatine ayarlı zamana ılık bir söz ek. ilkyaz çatlağı dudağın, kımıltısıyla ısıtsın gök evlerini. baktıkça gök evlerine,
Eski Eylül
bebektim susuzluk dağının kucağında raks eden rüzgar gibi savrulurdum annemin azıcık sütüyle kuru ekmeğin gölgesinde büyüdüm ve yine eylülle geldin sessizce eski gölgelere
DİRENMEYİ DENEYEN ŞEHİR
direnmeyi deniyor yokluğun kıyısında yorgun bir şehir altı yüz gün geçti yürüsek varırdık taş alsak avcumuz dolusu düşen taşları alıp sınır yapsak yine at/sak










