karşına çıkan tuz da olsa lokma da çıkmıyor sebepsiz değmiyor can cana bildim ezelden ebede bir düğüm var çözülmesi zor ölüm düğümü insan kursağında
MANŞET
GEÇERKEN EYLÜLÜ
sararmış eylülden geçtim kurumuş çimenlikten kuş sesleri eylül sarısıydı gri bir bulut gibi yanında koşmak istedim üzerimdeki gömlek yazdan kalma renkteydi güne bulaşmış ayva
DUR DESİN BİRİ
– Camiler büyüdü, süsü son moda, Üç beş ihtiyarla hoca hoş seda. Adalet sarayı yaptık bin oda. Hırsız rütbe alır, kolu kesilmez; Ne hain
SAYIKLAMA
yıldızlı bir gecede yolum masala düştü, gökçe hamak salındı gamzeliler gülüştü. günler haftalar boyu nice dağları aştım, od ülkesinde gönül çelenle karşılaştım. samanyolu takibi
GÜZ AVUTAN BAHÇELER
bir ayrılığın döşünde bırakıp git saçlarını dağınık kelimelerin yası başlasın yıkılınca hüzünden evi şairlerin güz avutan bakışlarıyla öylesine sus/kun nehirler gibi b /aksın sayfalara
ATLAS AĞIDI
bilinmez nice vakit gözlemekte şehrini sislenmiş gözleriyle dalmış atlas tepesi mazisini arayan içli yakarışıyla dualarını arşa salmış atlas tepesi – el etmekte yıllardır gelip
Külden Sesler
I eylül’ün kocaman ağzında ruhumdan kopardığı bir gün ağrısı var II o ısırıp yanağımı baygın çağlar bırakıyor bana III geçip gittiğim zaman koridoru ıslaktı
MUCİZE YÜZÜN
el değmemiş meryem’in doğurması yüzün senin çorakların hafızasını kendine çeken ırmak gölde yanarak kayık gibi yüzen şamdan ilk tüylerini giyinmiş güvercinleri çağıran bayram yeri
MİRAS
* Doğdun bu dünyaya beşer oldun da İmtihanın zordur göresin oğul! Artık gençliğini yaşar oldun da Bunun önemine eresin oğul! * Yaradılış gayen Hakk’ı
DEĞİŞTİ
* Bir yaman düş gibi oldu hayatlar, Yolumuzu çizen yazgı değişti. Dolaysız, tertemiz bir yaşam idi, Parçalar kayboldu dizgi değişti. * Göksel bir umutla










