Anahtarsız bir kapının önündeyim. Arkasına geçemiyor, önünden ise ayrılamıyorum. Erken kalkan bir geminin limanında anlamsızca beklerken bedenimin her noktasına batan beton çiviler, sinsice kanatmaya
MANŞET
OYUNLAR BİZE YASAK
Öğretmenlerimize kalsa biz öğrenci milleti her şeyden şikâyetçiyizdir. Yaz gelir yazdan, kış gelir kıştan şikâyet ederiz. Bir dokun bin ah işit. O kadar yani.
SONBAHAR
Sonbahardı mevsim. Akşam çöküyordu. Dilimlenmiş kara bulutlar yağmurun habercisiydi. Hafif sisli hava, tabiatı görünmez kılıyordu. Sıra sıra dizilmiş çam ağaçları, irili ufaklı yola eşlik
ZAMAN, YAŞAM VE İNSANIN HAKİKATİ ÜZERİNE
Yaşamak veya yaşamda kalmak: Biri ötekinin yerine kullanılabilir mi, söz gelimi bugün aramızda yaşayan herkes yaşamda mıdır, yaşamak için bir suret şart mıdır? Her
NE HOŞTUR
Muhabbet küpünden aşk şerbetini, Mevlevi bir şevkle tatmak ne hoştur. İnşirâha muhtaç kalp mabedini, Dua ile zinde tutmak ne hoştur. * Kütlemiz kaç okka
MUSTAFA UÇURUM / AVUCUMDAKİ ROTA
Mustafa Uçurum, tanıdığım en üretken ve çalışkan yazarlardan. Her ay neredeyse tüm edebiyat dergilerinde yazıyor ve tüm edebiyat dergilerini de her ay inceleyerek
ÇOCUKÇA DÜŞLER
Ağlamaktan kızaran gözlerimizle soğuktan kızaran küçük ellerimizin başkalaşma yarışına girdiği zamanlar yaşadık dostlarım. Küçük omuzlarımızdan on yaş daha ağır yüklerin altına girip oradan sağlam
HOR HAYAT
gözlerimi aramayın gözlerimi parlamayı unuttuğu yerdedir ışığı söylemeyin ağladığımı, söylemeyin mahcûbuma sıkışmasın yüzüme ince yağmurlar vesveseli gecelerin kollarına itildiğim günleri yineliyor hayat
SEN BİLİN EMMİ
* Elinde yağlı dürüm, şakşağa dolaşırsın. Pilava dökülen yağ araya gitmez emmi! Hedeflerin hayaldir, acık zor ulaşırsın. Günlük kırk takla gerek, şakşağın yetmez emmi!
Askıda Bekleyen Yalnızlık.
gözlerim askıda bir yalnızlığı avutma telaşına düşünce dokunur ellerime sultan söğütlerinin kokusu tenimde yurtsuz telaşlar çoğalır her akşam ve bir gül savrulur yağmur sonrası










