ne meraklı fidanlar varmış oysa acı ile büyümeye çalışan insanlar gibi toprağa bağlandıkça içine sinmiyor yağmurlar… türküler vardı güzel söylenen içten dökülen kalpten öykü
MANŞET
HAMAM TASI
Atlas Tepesi tamamen yeşile bürünmüştü.Afşin’de kış yumşak geçmiş,kar az yağmıştı ama yağmur çok yağdığı için bahçeler,bağlar,tarlalar her taraf yemyeşildi.1992 yılı Mart ayının ortasıydı.Havaların güneşli
YALANLANMAYAN ŞİİR
sonraki gün bıyık bıraktım ilk iş zamanı ve fakir fiilinin düşmek halini sonra gidip sonrayı oldum tabi bu bir gerçekleştirmekti gerçeği işte bunu da
YİTİK ŞEHİR
Güneşini yitirdi bu şehir. Artık olsam da bu kentte bir olmasam da. Varlığını yokluğun sınırlarında aradım. Yıldızları söktüm. Yerine 8b eskiz kalemimle bulutlar çizdim.
SIRRI DÖKÜLEN AYNA
İçimde içli bir ses adın söyler, Ateşin ormanı yakışı gibi. Kuşların kentinden gözlerin geçer, Dönüp de ardına bakışı gibi. * Bağbanın elinde kırılgan çiçek
APPLE ELMA BANANA MUZ
– değil mi ki sırtımız acıdan iki büklüm değil mi apple elma, değil mi banana muz tuş takımı türkçe q, mouse desen plastik çaşıtlar
YILLAR YAPRAK DÖKERKEN
Çok Kıymetli Gönül Dostları; 7 Haziran 2012 günü Âlem-i Cemâl’e vuslat için Hakk’a yürüyen Türk şiirinin ve ideâlizmin son efsânesi Abdurrahim Karakoç Ağabeyimizi vefâtının
YALNIZ ŞEHİR SANCILARI
“Kudüs’e” bu şehri bir yerlerden tanıyorum bu ağacı, bu toprağı ve gökyüzüne asılı hilali sokakları kuşatan kurşun izlerinden ve barut kokulu bu
SEVMEK ACIDIR
Bir bakış uzattı sevdiceği kızın evine doğru. Hemen çekti gözlerini, başını önüne yıktı, derin sükûtun devamına bıraktı kendisini. Efkârlı tüten bakışları buğulandı. Kapanan kirpiklerinin
NELER OLUR
Aç kardeşin bir ah çekse ırakta Sofranda bal olsa zehir oluyor. Fani el sallarken bu son durakta Nefsime sorunca tehir oluyor. – Hiç hasta










