– NECMETTİN YALÇINKAYA * Erkenden kalkmıştı. Karnı zil çalıyordu ama nedense canı kahvaltı yapmak istemiyordu. Dükkânı birkaç sokak ötede, bir benzin istasyonuna yüz metre
MANŞET
VASİYETİM KAYIP ÇİÇEK
– OĞUZ KAYIRAN * Binboğa’ya doğru, baktığım yüzündü Çilingir Çayırı’nda göründüğünde bir nefes kıvrıla kıvrıla, yamaçların orada titreyen daha önceden –çok uzak bir yoldan
YOK OLUŞUN DERİN KOKUSU
– YAŞAR ADIYAMAN * gözlerim takılır saçlarının yıldız ahengine zifiri geceye aydınlık rüyalar büyütürüm yağmur yağmasa da ıslaktır çöllerim namzet bir sevda yükü demirden
BALKÖPÜĞÜ HİKAYESİ
– AKİF NECİPSOY * Genel itibariyle yazarının hayalindeki saf/temiz bir aşk, gösterişten uzak, mümkün olduğunca sade, doğal bir dünya/yaşam alanı tasvirleriyle dolu. Hemen hemen
EYLÜL DÜŞÜ
– TANER EKER * bütün bulutlarını tanırım bu şehrin hepsi mevsim sarhoşu baksana kuş telaşı var damlalarda çisil adım düşüyor yağmur eylül
SONSUZLUK
– TURGAY ÇİTÇİ * tuvalde yarım kalan bir resim eylülün acısı sarmış renkleri sarının aşkıdır sürüklenen yaprakta zamanın tükenişi her fırça darbesinde beliren yalnızlığın
UMUDUN IŞIKLARI
– GÜLÇİN YAĞMUR AKBULUT * Anahtarı olmayan bir kapının önündeyim. Kapının ötesine geçemiyor, önünden ayrılamıyorum. Erken kalkan bir geminin limanında anlamsızca beklerken bedenimin her
DAĞLAR
– YAKUP GÜMÜŞ * O kadar heybetli duruşun var ki Sen misin âlemin kralı dağlar? Mâh yüzlü ceylana kanın kaynar ki Beslersin koynunda maralı
AŞK MİHRABI
– MURAT COŞKUN * içinde kalan nice hüzünler vardır sevda denilen bu girdaplı yolda aşk ise bir mihraptır önünde durmaya cesaretin varsa geçmişin dehlizlerinde
AFORİZMALAR
– ZEYNEP ŞİMŞEK * I. suya tenezzül etmez çöl aç kalır güç kalır bin dereceyle kavrulur Şems’e gönül koymaz yine de kendi gövdesini yakar










