– MEHMET OSMANOĞLU * Ben mi suçluyum şimdi şehlâ nigâhı varken Bu dümensiz geminin acep kimdir kaptanı? Bu hüznün sebebini uzaklarda ararken
MANŞET
YOLCU
– GÜLÇİN YAĞMUR AKBULUT * Merak ediyordu işte! Hangi kente gidiyordu bu otobüs, ya da hangi kentin hangi kasabasına? Ne aradığını bilmeyen bir yolcunun
ZİYARET
– AHMET ŞEVKİ ŞAKALAR * Güz yağmurları henüz başlamamıştı. Harman zamanı bitimi; unluk bulgurluk tutulmuş, ancak bağbozumu daha gelmemişti. Yapraklar sarıdan kahverengiye dönmüş; havalar
AĞLAYALIM BİR GÜN
– ERSİN KARTAL * Işı sevgilim, hışmıyla yağan bir barut gibi ışı! Sessizlik gri bir güldür, onu düşür omzundan. Gölümde hala esrik gölgenin keyfi
BİTMEMİŞ BİR ŞİİRİN ORTASI
– MUSTAFA IŞIK * kara gözleriyle bir geyik su başında / yerle gök arasında yedi dağın eteğinde sana çok benzeyen peri düşünde, canhıraş sesiyle
DEDEMİN HİKÂYESİ
– MERAL TABAKOĞLU TOKSOY * Hayatımda derin bir iz
NAR-I AŞK
– FİLİZ KALKIŞIM ÇOLAK * kavislerinde rüzgar yüklü kanatlara lodoslar estirdiğimiz kumral hicazkârları soyup minörlerinden kemankeş resitallerde portelerine asılı kaldığımız sevdamız yüreğimiz ah Müjgân
LEYLA’NIN ELLERİ
– ARİF OLGUN YEŞİLYURT * Leyla’nın elleri uzanır Necid çöllerinden, Sen Leyla mısın? diye laf dolaşadursun, ‘Kaysın diline düşmeyegör’ der bir adam, Bir leylalık
MEÇHUL LİSANLAR KONUŞUR SAÇLARIN
– BURHAN KÂZIM ÇALIK * sönmesinin önünde elde kalan son ışığın esen rüzgâra engel tuğlaları balçık duvar mumun cılız alevinde yaşama belirsizliği şiire gizlenen
SUS BAHAR VE UMUT
– NURKAN GÖKDEMİR * Pencereden sokağa ve karşı evin bahçesindeki çiçeklenmiş ağaçlara hayranlıkla baktı. Müjde yüzlü mevsim, gizil bir telaşa bürünerek gelivermişti yeryüzüne işte.










