gül benizli bir gün terk edince güzelliğini şehrin damlarını usulca okşayarak, geceye çalmışlar düşlerini habersizce. asıp gecenin bağrına çığlını uykusuz kalmışsın. kanatların yorgun, ağır
ŞİİR
MASUM DEĞİLİZ
masum değiliz hiçbirimiz bu karanlıklar kan kusan vahşi ağızlar katlin pususunu kuran dili tutuk bu zaman rahmetten vakitsiz kesilmiş asuman ey
UNUTMA BUNU
– Dilden dişten kesip tuttuğun mallar, Ziyan olur bir gün unutma bunu. Ömrünü yoluna serdiğin kullar, Düşman olur bir gün unutma bunu. – Arkası
GÜNEŞ GÜLÜMSESİN MEHTAP AĞLASIN!
zamanın bekçisi değilim isteyen istediğini yapar! yalnız hesap günü lanetimden korkun! acılarım büyüyor, çoğalıyor kalbimde yer kalmadı artık bıktım dünyanın ayıbını örtmekten!..
KARANLIK // TERSİ
hayallerim jiletin kenarına çizildi cevapsız çığlıklarda görüyor musun yalnızlık duvarlar arasında dans etti görüyor musun kimsenin saramayacağı yaralarla bir köşeye düşmüşüm burası karanlık karanlık
İNCİ MERCAN
bir dağ yumrusunca içimde taht kuran sevda hangi yurttan geldin can evime oturdun gelişinle başladı can özümde bir kavga umarsız bir aşkın önsözü ayrılığın
GEREKLİ ŞİİR
Diyeni herkes duyar, demeden duyan gerek. Aşığa bâtın yeter, zahide ayan gerek. Avamın meclisinde susmak olsa da edep Susarak anlatana meclisi âyan gerek. Kelimeler
GEÇ KALIYORUM
artık sözler kifayetsiz sebepsiz çıplak manzaralar üşütüyorum yorgunluk miskin kedi edasıyla hükmediyor gönlüme ben yırtık defterime günlük yazıyorum sevgili günlük bugün kalabalık gürültülü bir
BİR KARA SALI
bismillah, karardı nurla doğan yeni gün, sesin mirlendi, sonra yüzün ekşidi, geceden harlanan günahkâr gözlerin kapkara bir “salıda” tutuşuverdi. vecd ile sustun “kenanlı bir
Utangaç
ah canım ne tan yeri ne akşamüstü gözlerin bir çift güneş öğle vakti aramızda hep vardı yarın seni hiç sevmedi yeryüzü kurtulmadı elinden ne










