nedir bu sözlerimde kanayan ızdırap harflerin suretine bürünmüş ince sızı çıkmalıyım gün doğmadan bu puslu şehirden çağ yangını yürek evimi sarmadan şimşek hızıyla birden
ŞİİR
YÜZ GÖRÜMLÜĞÜ
kırmızı kırmızı sevinen güller var ne kuş sesi kaldı ne uzun hava en çok da duymadığım ezana üzülüyorum kafesini içten kilitleyen kasabadayız yalanım varsa
ATEŞİN SIRRI
biz dağlarda ateşi yaktık, uzun uzun gökyüzüne ve denizin ufkuna baktık. Mesafeler, yükler, zaman bitti, gelenler gitti, gidenler gelmedi. o gemiler ki getirdi ateşi
GÖZLERİM Kİ
Kapak yapar gözlerime perdeni, Kuşlarla bakışır ay ışığında, Kuşbakışı gözlerim pencereni. Gözlerin ki buğulu bir gökyüzü, Gözlerim ki gözlerinin öksüzü. Olur olmaz
DOĞUMDAN ÖLÜME
Hâk yazmışsa doğacaktır, Bebek, günü dolduğunda. Kaderini görecektir, Kaza an’ı geldiğinde. * Çekecektir gene soya, Tarlaya tohuma suya, Erer fıtrattaki huya, Ergenliğe girdiğinde. *
DİJİTAL YALNIZLIK
Yüreklerin yekvücut olduğu kadim zamanlarda, Samimiyetle örülü dostluklar mühürlendi hatıralara, Tecrit edilmiş gölgelerin düştüğü modern çağda, Gönüller yorgun düştü şahsına münhasır yalnızlıklara. * Bir
UMUT
geceleri oturuyorum rüzgarlar ve sessizlik arasında ağaçlar ve çığlıklar gölgeler ve yağmurlar ben uçuşla dolu bir kelebeğim uçuş buruşuk kanatlarıyla ıslak ve boş anılarla
YARA İZİ
büyüdükçe öğrendim çocukken değil insan düştükçe büyüyor geçen yara, geçmeyen iz ölüyor birkaç defa gülmekten uğunan çocukluk sonrası bir avuç dünya dünya dolusu
MÜSLÜMANLIK HIRKASIYLA ÜŞÜYORUM
Önce tövbe etmeli bütün heves ve isteklerimize, Sonra hamda varmalı dilimiz, Sözü silah, şiiri helal kılan Rabb’imize Sıyrılmalı manasız davalardan, Kudüs demeli… Davanın hakikati,
ZÜMRÜT/ ZÜMRÜT KAFES/ ALDANIŞ/ AŞK SARHOŞU/ AŞK DEDİKLERİ
O aşk dedikleri bu olsa gerek Durmadan yanıyor hep yanıyorum. Ömür geçer gider derdim severek Anladım ki güzel aldanıyorum. – Derdim karşılıksız aşk yeter










