ARİF ÖZCAN * en acısı tutsak kalmaktır duvarsız hapishanelerde yüreğinden vurulmaktır keskin kılıç darbesi sözcüklerle en büyük yara görülmeyenmiş sönmeyen bir yangın gibi içinde
ŞİİR
ZEYTİN VE İNCİR
– İLKER GÜLBAHAR * sen de silkele gürbüz ağacı çocuk belki avucuna dua dökülür dudağının kenarında kurumuş çikolata izlerine aldırmadan her dilde sustuğun gibi
HÜZÜN ŞAFAĞI
– MEHMET OSMANOĞLU * iç ısıtan bakışla yüzünde soluklanan bir huzur esintisi gezdirirdi yanında çehresinde el emin sıfatından çizgiler kara bulutlara yer yoktu asumanında
GİDECEK MİSİN
– HAŞİM KALENDER * Canımsa istediğin al hançeri vur aha! Deli divane edip çıkıp gidecek misin? Kışımı bahar ettin yaza dönerken daha Yaptığını devirip
BEBEK KOKUSU
– FİLİZ KALKIŞIM ÇOLAK dantellerine salıyor rengini gecenin mor zakkumlar derinleşiyor kuytular sızısında çatlıyor narların yakamoz çığlıkları ve sen kavrulan göğsünden güneşlerimin ham koyna
BELKİ BİR GÜN
– MURAT KAPKINER * “Yarın Hakk’ın divanında doğru söylensin”. (Kerkük türküsü) — kendi adıma korkuyorum iyi kötü yalan doğru sorulur bir gün hayatın hesabı
EL ELE VERMİŞ SEVGİ İLE ELEM
– İSMAİL OKUTAN * sevgi çiçek açmış her gün selamlıyorlar beni her gün bense gülücükler ve öpücükler gönderiyorum onlara ellerim güçlü ve bembeyaz yüreğim
SANA KIYAMAM KALBİNİ KIRAMAM
– BURHAN KÂZIM ÇALIK * bozyazı’nın geceleri kimsesiz güzelim sahili şezlonglar gündüz ağırladıkları misafirlerin ıslaklığını yitirmemiş bir benim için aydınlatıyor dolunay karanlığı deniz
KAHVE SOHBETİNDE
– İSMAİL DELİHASAN * her gün sular değişir güneş başka insan olur rüyalar su sesinde görülür sesimde konuşursun gizlenmiş çığlıkların yurduyum gölgeler kimdir
KENDİNİ YENİLEMEKTEN
– RIDVAN YILDIZ * kuş sürüsü kanatlarını bağlamış göklere yapraklar yaşlanıyor mevsim değiştikçe turnalar bir göç borçlu gurbet yolcularına yüzünün sabahında güneş doğuyor bir










