– İLKER GÜLBAHAR * yutkununca gerindi gökyüzüne acı bir sirenin parmakları bilemedim kuşlar mı dokundu nefesine yoksa sesler miydi cebimde ağırlaşan ıslık sarındım boşluğa
Yazar
NASİHATİM KENDİME
– HAŞİM KALENDER * Elinden geleni yap kader ile yarışma “Yağmurundan kaçarken doluya tutulmak var” Tedbirini alasın olacağa karışma Köhne zamana uyup küfrüne katılmak
GÜNEŞLİ GÖLGE
– MEHMET OSMANOĞLU -teyzem ayşe doğanay’a- * süzgündü bakışları, doğuştandı bildiğim gözlerinin içinde engin merhamet vardı etrafında bir huzur, nefesinde sükûnet umut bulmak
ŞADIRVAN HİKÂYESİNİN BAŞKİŞİLERİ
– İLKER GÜLBAHAR * Hayır, onunki ihmal değildi. Öyküyü yazmak için en uygun zamanı bekliyordu. Çünkü prematüre bir öyküyü kuvöze alıp yaşatmaya çalışmak gereğinden
SARI İNEK
– HARUN ÇİTİL * Ortaokul birinci sınıftaydım. Ağustos ayının son günleriydi. Camızlarımızı, öküzlerimizi, ineklerimizi yaymak için suyun kenarına, halk dilinde suyunkırağına, harmanların olmadığı çayırlık
İYİ BİR ŞEY
– İLKER GÜLBAHAR * Bir ses. Çikolata jelatininin avuçta buruşturulurken çıkardığı gibi bir ses. Tezgâhtarın yeni bir gömleği raflara yerleştirirken poşetinden gelen hışıltı gibi
TANIMAMIŞIM
– HAŞİM KALENDER * İnsanlık kırk kilit ardında saklı Tanıdım sanmışım tanımamışım Doğrular şaşırdı kim dese haklı Tanıdım sanmışım tanımamışım * Gamlar sıralanıp sırtıma
AL BENİZLİ DÜŞ
– Mehmet Osmanoğlu * serpil ki burçlarından bulutlarla teninde hırçın okyanusların bağrında patla birden bu sahipsiz ağıdın eskiyen mateminde bir zırh devşir kendine gök
VER ARKADAŞ
– HAŞİM KALENDER * Ödünç yiyen kesesinden Yer arkadaş, yer arkadaş Deli belli mesesinden Dur arkadaş, dur arkadaş * Konanlar dünyadan göçtü Su tasından
Efsus’lu Havva Solosu
Yasin Mortaş * Havva ağır bakışlı imtiyaz sesi ateş sırçası ağla sen gök- boran boşalsın mezarlı bahçeye -uyku derini nehir nereye döküldü ah










