* Deliler yönetir oldu dünyayı, Adaleti rafa kaldırdı güçler. İstila ettiler gizliden ayı, İmansız baskıyla yıldırdı güçler. * Sarılar çekiyor başı bu ara, Öleni
Yazar
GÜL ÇINGISI
benim süt annem yaprak döken mevsim süt kardeşlerim aralık, ocak… telaşla zar atıyor gökyüzü hep düşeş geliyor kar okunu her yere
ÇINAR
Çınar, donuk gözlerle bakakaldı. Perdeleri yoktu. Bacası tütmüyordu. Yaşama dair bir emare yoktu. Bomboştu ev. Gitmişlerdi. Sevdiğini bile söyleyemeden gitmişlerdi. Sevdiğinin sevdiğinden haberi bile
Sırtımdaki Çöl
yıllardır yerimde sayıyorum iki elimde iki valiz merakınızı gidereceğim birisinde tonlarca kırgınlık ötekisinde kurşun gibi son sözler dizlerim tutmaz oldu yoruldum işte bütün
SIĞAMIYORUM
sustuklarımla sus/a/madıklarım arasında kaldığım şiir çizikle başladı çatlağı yerin kulağı vardı sağır oldular uğultu: üzerime yağan toz öyle ağırdı ki kar soğuğu çırılçıplak ayaklarını
ÜÇ KÜÇÜREK HİKÂYE
DUYGUSUZ EV ALETLERİ Adam, mutfaktaki sandalyelerden birine oturmuştu. Tezgâhta konuşlanmış tost makinesiyle hararetli bir tartışma içindeydi. ”Sen beni asla anlamak istemiyorsun!” diye bağırdı. “Senin
Takvimsiz Duvarlar
toprağa tutunmayı unutan insanın kuru bir telaş yayılınca yüzüne üşür ya hani rüzgara kapılan evlerin perdeleri sormaya korktuğu haberler dökülür yollara sonra ayrılıktan göz
DAYAN KARDEŞİM DAYAN
* Merhameti bürünmüş mazlum börkü giyenler, Hayvanları severken insanı unuttunuz. Onu bunu es geçip illaki ben diyenler, Sizin ise yapanlar yanlışları tuttunuz. * Çocuklar
GÖÇ DAVULU ÇALMADAN
Kalbe dermân arayan bulur Allah! diyerek. Gönül müheyyâ olur Resûlullah! diyerek. “Lâ!” diyenler “illâ”nın sırrından ilhâm alır, Zât-ı Mevcûd u Meçhûl Ol Padişah
Çelişkinin Yankısı
çağ ve çiçek eğilimi çelişki mi senin kitabında zan kayıtları tutturan zahir ikili bakışların altında gölgesiz kaç titreyiş var / görüyorum sen çocuk kuşları










