
yavaş yavaş kayıyor elimizden çocuk
gidiyor rüzgarın kaypak taraflarına
gençliğimin
ecel terleri döktüğü kuyusu
matemden gözleri karanlık
kavruk teninde
yaklaşmakta olan tufanın habercisi
acının kapımdaki bekçisi
her gece rüyamda pozlar veren
sessizliğin ızdırabı
bu türkü ağıt yakmak için söylendi
yıkık gözlerinin arasından
bir destan gibi geçen
çocuğun saçındaki binlerce zümrüt
dünyanın objektifine saklandığı
yitik belde
adresi bulunmayan sokak
eteklerinde çakıl taşları kadınlar
pabuçları çamurdan elleri hamur
dua önlerinde
her an kabul edilecekmiş gibi duran
bu acı
hangi zamandan
*
MEHMET MORTAŞ
