
Rüzgârın kanadında sendelenir ağaçlar
narin bir yaprak gibi ırgalanır ömrümüz
güneşin kıyısında gölgelenir yamaçlar
hayal ufkunda duran hislerimiz ölümsüz
bin sevinçle doğarken şevkle uzayan gündüz
–
bulutlarda bir telaş bitmeyen seyrü sefer
dursa da saatimiz durmayan zaman gibi
her bakışta hicapla yüzü al al sevgili
toprağın sancısına göklerden derman gibi
kapanıp secdesine yağmuru gözlüyor yer
–
yağmur ki her damlası âb-ı hayat bûsesi
asude bir saadet şarkısı dudaklarda
tenha yalnızlıkların huzur veren bestesi
müzeyyen tabiatın heyecan veren sesi
taptaze aşıkları gezdirir sokaklarda
–
uzun bir kış ertesi diriliş mahmurluğu
usul usul sarmakta uzayan ufukları
ipeksi müjdelerle dolu yolculukları
birer ikişer tutup maziden çocukları
terkisinde gezdiren meltemin mutluluğu
–
kalplerde cemrelerin hayat veren gölgesi
kış vurgunu düşleri yeniden uyandırır
kuş sesleri dingin bir musikiyi andırır
kırılgan bir letafet, bir tebessüm kondurur
çizgilenmiş yüzlere bu nevbahar busesi
–
her çizgi mazimizden bir hikaye anlatır
her hikaye hüzünler, sevinçler hatırlatır
mehtâb ile yarılır karanlığı göklerin
nisan yağmuru olur aşk çölünü ıslatır
sevgilinin gözleri sonsuzluk kadar derin
–
kim bilir bu baharda ne müjdeler saklıdır
dalgalıdır hülyalar kabaran deniz gibi
her hülya yorgun argın tıpkı gövdemiz gibi
umutlara göz kırpar mateme yasaklıdır
şebnemlerin öptüğü incecik filiz gibi.
*
MEHMET OSMANOĞLU

