bir nehir yorganı bulut açmış göklere ay parçası çocuklar arkasından kop ki yetişesin rüzgara kimse gelmez arkamızdan biz çağırsak bile boşa çıkar sesin
MANŞET
KALABALIK ŞEHİRLERİN YALNIZ İNSANI
Bugün de yaşıyorum. Saat şu an beş civarlarında. Benim gibi düşünmeyi ve yazmayı takıntı haline getirmeyen insanların uyuduğu saatler. Gece bitti bitecek… Deliksiz bir
ÇINAR
Vazgeçtim kapı zilinin çalınmasını beklemekten. Vazgeçtim. Pencere arkasından kıyısız yolları gözetlemekten. Kızgınım, öfkeliyim ve de kırgınım… Beklettiğim Yağmur’a, Yağmur’un kavuşmasını erteletmekten. Küçük bir kız
SIR
* Saklıdır sinemde bin bir esrar, Dil söylese, hâl edemez izhar. Aşk ateşiyle yanar can ü dilden, Gör ki pervane düşerken nezar. * Sır
MÂNEVÎYAT İKLİMİ BAHAR
Kutsal bir müjde gibidir bahar mevsimi, kuşların cıvıltısı duyulur dört bir yandan ve ardından açan limon çiçeklerinin kokusu yayılıverir. Yeşillenir tüm ağaçlar evreni yaratan
4.ANADOLU ŞİİR AKŞAMLARINDAN YÂDIMA DÜŞEN SEYAHAT NOTLARI
Anadolu’da gerçekleştirilen şiir şölenleri şairleri onurlandırmasının yanında şiir adına güzelliklerin yaşanmasına da imkân tanıması açısından umut vericidir. Sivil kuruluşların ve resmi kurumların bu şölenleri
Ağlayan Gelin (Ters Lale)
Ey, yüzü yüzüme ayna olan kadim yalnızlık, bir bahar kuytusunda kıyamım ben. Soğanlı çiçeklerin nadide türlerindendir. Utangaçtır, yüzü hep yere bakar. Rengini utangaçlığından almıştır
HİKÂYELER ARASINDA / NECDET EKİCİ / GÖNÜL FENERİ
Necdet Ekici, hayatındaki rutin gidişatın değişkenliğini vererek başlar Gönül Feneri adlı hikâyesine. Aslında bu bir çeşit zamanın değişikliğinin de bir habercisi gibidir. Bir gece
YÂR
* Çölünde susuz gezerim, Irmak olur akarsın yâr! Bina diye söz dizerim, Kaleleri yıkarsın yâr! * Arkadaşız keder ile Huzur oldu gayri çile Iradıkça
YÂR
* Çölünde susuz gezerim, Irmak olur akarsın yâr! Bina diye söz dizerim, Kaleleri yıkarsın yâr! * Arkadaşız keder ile Huzur oldu gayri çile Iradıkça









