adiyat atları kapımda baskında gönül kalem bozgundayım kanadı kırık kuşun teslimiyeti yüzümde dem teşrin, güz sancısı kapımda yazın soyka günleri üstümde buz tutuyor saçaklarım
ŞİİR
AL SANA BIR BAKIŞ
al sana bir bakış kenarları süslü, çehresi güleç başlıyor seven yerlerin mütarekesi ve daha ilk yuvası serçe kuşunun kanatlarında içtenlik, ürkeklik başka gökyüzü de
YOL YORGUNU
– Nereye çıkarır beni bu yollar, Aklıma sözümün geçmediği an? Bir kaçış kendimden kendime kadar? Feleğin önüne katıp savuran Gönlüm bile bana olmuş sitemkâr.
BENİ KALBİMDEN TANI
Dinle beni ey âdem, tanı beni yakından. Düşürmüşüm karayı, gözlerimin akından. Ellerimle okudum, yüreğimle görmüşüm. Açık iken kalp gözüm, söyle nasıl körmüşüm? Sanma ki
GÜLÜN RENGİNDE AĞIT YAKAN BÜLBÜL
her mayıs açar bülbül olmadığı zamanlar gül ve ekşir asmalarda gamdan koruklar yaz geceleri büyümez bu bahçede bülbülün kanı gülü boyamadığı zamanlar açar
KARANFİL KOKULU VAKİTLER
* bir tren düdüğü çalıyor şimdi uzaklarda bir yerde. benim içimden de dumanlar kalkıyor ne olduğunu bilmediğim eski bir sandıktan çıkmış gibi karanfil kokulu
TAVAN ARASINDAKİ YAMALI HEYBE
* göçülür konulurdu oba oba konulur göçülürdü evler içinden eller içinden kaderden ve kederden kırlardan karlı dağlardan yârdan, nârdan, yöreden, töreden kendinden göçülürdü gidenler
FAZLA MESAİ VI
isa’yı ben öldürdüm, sizin suçunuz değil; size yutturan benim tarih denen zokayı. doğrudan muhalefet ettim bozuk düzene, mefisto’ya benzettim suyu kesen sakayı. – bir
NAZENDE
kâh kehkeşan kâh mahtır bir münevver lahza bütünlük nâzende inayetini falezlerime çarptırma nâzende börklü başımı mesih’ten ayır sen çalap değilsin ki karşı kıyıda
SEN MUTEBER
– Sen; yıldızların omzuna değdiği çeribaşı, Ben; ruhuna Fâtiha okuduğu mezar taşı. Yükseltilecek diye bir ruhsuz, bir müptezel baş; Benim ayaklar altında çiğnenen o










