– Koca koca adamlar temel için geldiler, Bacalar diktiler ki iki minare boyu. Sarı sarı coniler kasılarak güldüler. Kimseler bilmiyordu, alkışlıyordu neyi? – Ceyhan’ı
ŞİİR
DÜNYANIN SON AHALİSİ
– kuşluk vakitlerinin içime serdiği o derin boşluk zamansız vedaların toprakta biriken tortusu kederli ve şaşkın bir uykunun kollarından dökülüp savrulunca birden narçiçeklerinin baygın
İTİRAZ EDEN HAFIZAYA BİR DERKENAR
bu sinsi ateşi ben bırakmadım sizin kadim harmanınıza güneşi yüzünüzden silen o sözü de söylemedim geceyi çözüp halkasından sisli tepeye yükseklik belleten kimdi belleğinize
BİR BAHAR MUSİKİSİ
Rüzgârın kanadında sendelenir ağaçlar narin bir yaprak gibi ırgalanır ömrümüz güneşin kıyısında gölgelenir yamaçlar hayal ufkunda duran hislerimiz ölümsüz bin sevinçle doğarken şevkle uzayan
BAĞBOZUMU RENGİNDE
I memleketimden haberler getiren rüzgar bağbozumu renginde kışın yüreğine düşmeden otururuz bir köşede demleriz zamanı elma kızıllığında bazen gökyüzünü yanımıza alır göndeririz gözlerimizi buğulu
BENDEN ALIR
* On dördünde ay misali Yüzün beni benden alır. Tabiatın melekvari Özün beni benden alır. * Sinemdeki ince sızı Oğuz soylu Türkmen kızı. Ela
DENİZİN TÜRKÜSÜ
sebepsiz uzaması bir özlemin çocuk bahçesinde dal budak düş çınarı Tanrı’m, öğütmesin bu değirmen beni kamburumu yere bıraksam toprak akar, dağ üşür, rastgele
MİŞ’Lİ GEÇMİŞ ZAMAN
* özde akıllıyımdır o toplara girmem ben kayış gibi bir yüzüm iğneli bir dilim var işte kolay evde zor çarşılarda geçirgen beni yalnız bir
TAŞA TUTSUNLAR BENİ
asırlık kuyulardan çektiğim hüzünleri mezesiz içiyorum tabutumun içinde adımlarım uzarken damıttığım acılar anasonla demlenir akşamüzerlerinde cesaretim sırtımda celladımı ararım belalı kralların sahte cennetlerinde
AYLA ÖĞRETMENİN ELLERİ
dokuzu sildim defterden, boşluğu dolmaz gider, bir noksan ki, bin yıl geçse şifa bulmaz keder! ayla’nın göğsünde mermi, kalbinde binbir yara, bu leke, bu










